ABD'nin bütün Dünya'nın gözüne baka baka, Mart ayı sonunda başlattığı Saddam'ı devirme harekâtı, 20 gün gibi kısa bir sürede bitmiş göründü. Zira Saddam'ın güçlü bilinen ordusu, bilhassa başkentlerini hiç savunmadan dağılıvermişti. Diktatörlerin silahlı kuvvetleri zaten böyledir. Görünüşte kuvvetli ve sadık, aslında ise korkak ve kaçak olurlar. Vatan müdafaası sevgiye dayanır. Samimiyet ve ihlas ister. Makam ve mevki sevdasına düşenlerin, vatanı yoluna ölmesi nasip olmuyor. Peki Irak ordusu baştan başa sahtekâr mı dolu idi? Elbette ki hayır. Onların içinde de inançlı ve milletini vatanını seven, subay ve erler vardı. Ama bazı kansızlar, yeşil dolarları görünce, birliklerini başsız bırakıp kaçtılar. Ve Irak kolayca düştü. ABD de ucuz bir zafer kazandı. Ancak son üç aydır Irak'ta bir değişik faaliyet gözleniyor. Milletini seven bir büyük grup, yer altına inmişlerdir. Sık sık vur-kaç taktiği ile, ABD ve İngiliz askerlerine ölüm yağdırıyorlar. Bunun ilerdeki günlerde daha da artacağını zannediyorum. Amerika, Vietnam'da saplandığı bataklığı unutmuş gibi. Bundan elli sene önce, güya Güney Kore'yi kurtarmak için gittiğinde, onlara can simidi idi. Şimdi ise Güney Kore halkı, hemen her gün Amerika aleyhtarı gösteriler yapıyor. Koreliler anladı ki, Amerika elli senedir kendilerini sömürdü. Yine anladılar ki, Kore tekstil sanayiini, geri teknolojiye mahkum edenler Amerikalılardır. Amerika Irak'ta biraz daha sıkışırsa, Türkiye'den kuvvet isteyecektir. Şerefli komutanlarımızı beceriksizlikle suçlayan ABD yetkilileri, nasıl bir dönüş ve özür manevrası yapacaklar göreceğiz. Türkiye, Kuzey Irak'taki, mevcut emr-i vaki Türkiye lehine çözülmeden, herhangi bir angajmana girmemelidir. İngiliz ve Amerikalı askerlerin, kadın-erkek demeden, yaptıkları baskın ve arama zulümlerine Türkiye ortak olamaz. Bugün Irak'ta, insan haklarına saldırı aşikardır. Birleşmiş Milletler ise Amerika'nın dümen suyundadır. Üyeleri de, Irak'tan bekledikleri çıkarları uğruna sağır olmuşlardı. Türkiye'nin her konuda başı diktir. Ekonomisi ferahlıklar vaat ediyor.. Bu güzelliği Amerika'nın petrolcü devlet adamlarının çıkarları uğruna bozdurmayız. Başkan Bush da, belki seneler sonra, birkaç kişinin çıkarı uğruna, devletini kötü bir maceraya sürüklediğini anlayacaktır. Ama o zaman, çok geç olacaktır. İsrail'in rahatlığı uğruna, Akabe Körfezi'nde ortaya serdikleri yol haritası da, İsrail'in sonunu hazırlayacaktır. O plan 'yol haritası' ama, Büyük İsrail devletine giden yolun haritasıdır. Filistin'deki çözüm, Filistinlilere vatanlarını iadeden geçer. Bundan gayrisi Filistinliyi ezmektir. Zaten 100 senedir, kan ve barut kokuları arasında yaşamaya çalışan üç kuşak Filistinli için, bundan daha kötüsü olamazdı. İsrail'in hemen masaya, şartsız oturması ve Filistin topraklarını sahiplerine iade etmesi kendi menfaatinedir.. İkinci intifadadan bugüne kadar, her iki taraftan 4000 kişiden fazla ölü vardır. İsrail devlet adamları, kendi vatandaşlarının ölümünü, milletine nasıl izah ederler bilemem...