"İsrail-Hizbullah savaşının 'diğer' boyutu!"

A -
A +

Bu hafta Sakarya ve Büyük Taarruz'u yazmak istiyordum. Zira bu ikisi de necip milletimizin istiklalini boğmaya çalışan Batılıların, mübarek topraklarımızdan kovulmasının temel taşlarıdır. Ne kadar yazılsa azdır. Ancak mail kutuma 18 Ağustos 2006 günü, İsrail İstanbul Başkonsolosluğu'nun adıyla, iki mail düştü. Mailler her ne kadar, isimsiz ve imzasız ise de bunun bir "unutma" olacağını düşündüm. Eğer bu mailler başkonsolosluğun değil ise ayrı bir açıklama beklerim. İsrail İstanbul Başkonsolosluğu'nun birinci maili aynen şöyle: "İSRAİL-HİZBULLAH SAVAŞININ 'DİĞER' BOYUTU İsrail'in Yediot Ahronot gazetesinde yayınlanan istatistiki bilgiler, bugüne dek medyamızda pek yer almayan ve sadece Lübnan tarafının kayıplarını veren bilgilere karşın İsrail tarafının kayıplarını gösteriyor. Objektif ve her iki tarafa da yer vermesi gereken ilkeli haberciliğin gereği bu bilançoyu okurlarınızla paylaşmanızı diliyoruz. Saygılarımızla, İsrail Başkonsolosluğu/İstanbul ..... Savaş süresi: 33 gün İsrail'e atılan füze/roket sayısı: 3970 Açık alana düşen füze/roket sayısı: 3069 Evlere zarar veren füze/roket sayısı: 901 Ölen asker sayısı: 117 Ölen sivil sayısı: 39 Yaralı sayısı: 5.000 Hastaneye kaldırılan yararlı sayısı: 311 Zarar gören ev sayısı: 12.000 Yanan ağaç sayısı: 750.000 Ölen Hizbullah militanı sayısı: 500 Savaşa katılan asker sayısı: 30.000 Yapılan uçak sefer sayısı: 15.000 Vurulan hedef sayısı: 7.000 İmha edilen füze rampası sayısı: 126 Düşen helikopter sayısı: 1 Füzelerin/roketlerin İsrail şehirlerine düşme dağılımı: "Füzelerin düştüğü köy ve kasabaların adları ile atılan füze sayıları" (Füzelerin atıldığı yerler ve sayılarının listesi sütunlarıma sığmadığı için almadım.) Ben bir basın mensubu olarak bilgilerimi, dünya ve Türkiye'deki basın yayın kurumları ve haber ajanslarından alabilirim. Bir gazete yazarının özel istihbaratı olması beklenemez. Olursa da çok yanlıştır. Türkiye'deki CNN, NTV başta olmak üzere ve diğer kanallarda benim yazdıklarım defalarca yayınlandı. Gönül isterdi ki sayın başkonsolos bütün kanallara da bu açıklamaları gönderse idi. Belki de gönderildi, ama onlar yayınlamadılar. İşte bizim gazetecilikteki farkımız bu!.. Ben son olaylarla ilgili yazılarımda, bir an önce akan kan dursun, yıkım bitsin tezini savundum. Halen de savunuyorum. Her ne sebeple olursa olsun, değil insanın hiçbir canlının yuvası başına yıkılamaz.. Yıkılmamalı. Ecdadımız bunu hiç yapmadı...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.