"İsrail'in Gazze saldırılarının başbakan Erdoğan tarafından kınanması; hemen her ilimizdeki canlı Gazze zulmüne karşı halkın düzenlediği mitingler, Türkiye'de Yahudi düşmanlığını artırdı" iddialarını gündeme oturttu. Bu külliyen yalandır. Türkiye'de tarih boyu hiç Yahudi düşmanlığı olmadı. Türk televizyonlarında her gün, Türkiye'nin bütün sorunlarına çözüm öneren yazarlarımız, Prof.'larımız var ya! Onlar da "mahalle baskısı" adı altında lobicilere destek çıkıyorlar. Milletlerarası Davos Ekonomik Forumunda 29 Ocak gecesi yaşananlar karşısında, İsrail şaşalamış görünüyor. Hatta bizdeki İsrail destekçileri daha da şaşaladı. Perez'e destek krizindeler. Bir tanınmış yazar 29 Ocak gecesi yapılan panelde, kime kaç dakika, kaç saniye söz verilmiş onu, çok hassas olarak tekrar izlediğini, başbakanın zaman hususunda hatalı bilgi verdiğini, kanallarda gerine gerine söyledi. Bir İsrailli yazar olsaydı, bizim yazarın söylediklerinin binde birini söyleyemezdi, söylemezdi... Rıza Tevfik hayatta iken, bir ramazan günü Galata Köprüsünden ağzında sigara pervasızca geçiyor. Ramazanda o dönemde aşikâre yani açıktan bir Müslümanın oruç yemesi yasak. Zabıtalar yakalar. Yürü karakola. Sen aşikâre oruç yedin. Rıza Tevfik "Ben Ermeni'yim" deyiverir. Zabıtalar şaşırır. Onu imtihan edecekler. Ama Ermenilik hakkında okkalı bir soru sorsunlar. Çünkü zanlı tilki gibi!.. O sırada kambur bir Ermeni köşker, örsünü omzuna atmış zor zahmet köprüden geçiyor. Onu durdurup "Avidis şu adam Ermeni imiş. Şuna zor bir Ermeni sorusu sor!" derler. O da Ermenilerin ezberlemesi çok zor bir duasını sorar. Rıza Tevfik sorulanı çatır çatır ezbere okur. Köşker şaşkın! Zabıtalara döner, "Beyim ben Ermeni'yim ama, bu sarı herif benden daha Ermeni" der... Ekmeğini yediğimiz bu topraklara borcumuz çok. İsrail zaten son yaşanan konuyu özür dileyerek halle başladı bile. Peki bizimkilere ne oluyor?!. Mama veya aferin meselesi mi?