Kanuni Sultan Süleyman Han, babası Yavuz Sultan Selim Han'ın vefatı ile iktidar emanetini devraldı. Selim Han'ın kısa fakat başarılı döneminin ağırlığı omuzlarına çökmüştü. 1520'de başa geçer geçmez, devlet işlerinde adaletin hükümran olması için ne gerekiyorsa onu yapmaya koyuldu. Kanuni ilk defa kanunlar hazırlatarak, devlette kendisi dahil herkesin bunlara uyması gerektiğini ilan etti. İğneyi de, çuvaldızı da önce kendine batırmıştı. Ve bundan sonra da batıracaktı. Bunları yaparak halkının gözüne girmeye çalışmıyordu. Buna ihtiyacı yoktu. Babadan kalan bir iktidar vardı. Kendini oradan uzaklaştıracak bir seçmen kitlesi de yoktu. Davranışı insanı eşref-i mahlukat bilmesinden, ona saygısından ve inançlarından kaynaklanıyordu. Babası Selim Han, onu göreve çok iyi hazırlamıştı. Nasıl mı? Kendinden önceki bütün halefleri gibi. Sahi bir hükümdar nasıl yetiştirilirdi, onu anlatmalıyım: Bir hükümdarın bir çocuğu dünyaya geldiğinde, hemen eğitim ve öğrenimi başlardı. Cinsiyetine bakılmaksızın bu çocuklar, 0-7 yaş grubunda, yaşına uygun eğitim ve öğrenimde, sarayda görevli cariyeler tarafından özenle yetiştirilirdi. Cariyeler bazı tarih cahillerinin dillendirdiği gibi, padişahların eğlenceliği insanlar değildi. Bunlar 8-10 yaşlarında saraya alınır ve cariyeler mektebi adındaki, Kadınlar Yüksek İdari Bilimler Akademisi'nde yetiştirilirdi. Ve müstakbel padişahlar bunların eline teslim edilirdi. 7-14 yaş grubunda çocukların eğitimleri yine cariyelerin sorumluluğunda, öğretimleri ise erkek çocuklar için Şehzade Hocalarına bırakılırdı. 14 yaşında ise her erkek çocuk bir sancak beyliğine gönderilir, orada devlet işlerini öğrenmesi sağlanırdı. Her insanın kabiliyetleri, zekası ve bilgileri elbette farklı idi. Kanuni Sultan Süleyman'ın 8 oğlu oldu. Bunlardan üçü, Murat (1520), Mahmud (1521) ve Abdullah (1526) daha çocuk iken vefat etti. Geriye kalan 5 oğlu ise doğum tarihlerine göre; Mustafa (1515) Mehmet (1521) Selim (1524), Bayezit (1525) ve Cihangir (1530 ) idi. Bütün çocukları güçlü şair idi. Bunlardan Şehzade Mehmet, babasının seçimine göre, devlet yönetmeye en layık olanı idi. Padişah onu Manisa'ya sancak beyi yapıp, kendine veliaht seçti. Şehzade Mehmet 22 yaşında iken Manisa'da vefat etti. Kanuni henüz 49 yaşındadır. Küçükleri hariç, Mehmet'in vefatı ilk evlat acısıdır. Ve kendisi 10'uncu seferi hümayundadır. 16 Kasım 1543'te Bayezit Camii'nde cenaze namazı kılındı ve bugünkü Şehzade Camii'nin avlusu olacak yere defnedildi. Cami inşaatı da 1544 yılında başladı, 1548'de bitti. Kabrin üstüne de türbe yapıldı. Sanduka üstüne de ahşaptan minik bir taht kondu. Şehzade Mehmet'in bir ağabeyi 28 yaşındaki (Mustafa) vardı. Babası Süleyman Han'a karşı asker topladığı için 1553 senesinde, 38 yaşındayken cezalandırıldı. Cihangir ise Mehmet'in vefatında henüz 13 yaşındadır. O da 1553'te anlaşılmayan bir hastalıktan vefat etti. Yani Şehzade Mehmet'in önünü kesmek için ağabeyi bir tek Mustafa vardı ki, o da Mehmet'in vefatından sonra babasına ayaklandı. Şehzade Mehmet'i, Bizans entrikalarıyla ağabeylerinin harcadığı sözlerinin; gerçekle yakından uzaktan alakası yoktur. Şehzade Bayezit ise babasına karşı, İran Şahı Tahmasp'a sığındı ise de; yine Tahmasp'ın emriyle 1561'de İran'da idam edildi. 46 senelik başarılı bir iktidar dönemi yaşayan Kanuni Sultan Süleyman'ı, saray kadınlarının oyuncağı gibi anlatmak ancak Türk tarihini bilmeyenlerin işidir.