21 Şubat 2008 akşamı başlayan TSK'nın kara harekâtı, bir hafta sonra; başladığı gibi yine sessizce bitti. Bir haftada 27 şehit verildi. Karşı taraftan tek bir sivil ölümü duyulmadı. İsrail'in hemen aynı dönemlere rastlayan Gazze acımasız operasyonunda günlük ortalama 30 kişi ölmektedir. Sokak ortalarında, olaylarla hiç ilgisi olmayan gencecik bedenler, yerlere seriliyor. Baş ucundaki arkadaşları ise, İsrail'in acımasız ve orantısız güç kullanımı sonucu kaybetmekte olduğu arkadaşına, Kelime-i şehadeti söyletmeye haykırıyor. Bu haykırış İsrail'in senelerdir süren adı konmamış zulmünedir. TSK'nın Kuzey Irak kara operasyonu ile İsrail'in Gazze saldırısını, bir tarafsıza kıyaslatalım. Netice İsrail'i hiç memnun etmeyecektir. Türkiye nokta operasyonları ile, suçlulara yönelmiştir. İsrail ise, bir sinek için bir top mermisi kullanır gibi, aşırı ve orantısız güç kullanmakta, sonra da ölenleri suçlamakta. Bu işin adını yine bir İsrail yöneticisi ağzından kaçırdı: Holokost. Fransız yazar Roger Garaudy'nin Türkçe'ye çevrilen, "İsrail ve Mitler" kitabında Holokost sanayi uzun uzun anlatılıyor. Ekmek bulamayan Filistinlilerden para koparılamayacağına göre, onun yerine, o zavallıların canlarına el konuyor! Filistinlilerin soyları kurutuluyor. Keşke dünyada milletlerarası bir anket yapılabilse. Bu zulmü onaylayan tek kimse çıkmayacaktır. Bu zulüm için, Cenevre Sözleşmesine atıf yapan bazı İsrail dış temsilcilikleri, senelerdir adını ettikleri sözleşmenin hangi maddelerini kaçar defa deldiklerini de bizlere yazsalar, anlatabilselerdi. Biz de adaletlerine belki inanırdık. Hep yazdım, İsrail'in aklı başında adamları vardır ve çoktur. Bunlar ilgilileri derhal ve şiddetle uyarmalılar. İsrail milletini, dünyanın gözü önünde ve gözüne baka baka, bu kadar acımasız zalim tanıtmalarına asla izin vermemeliler. Zulümler hiçbir devir ve asırda, zalimi payidar etmemiştir.