12 Nisan 2008 cumartesi günü, eski fakat "eskimez" arkadaşlarımdan ikisini birkaç saat ara ile kaybettim. O gün ikindi vaktinde Kırşehir Devlet Hastanesinde vefat eden emekli posta müvezzii Orhan Gafa kardeşim, doğum tarihlerimiz aynı olan ve çocukluğumdan beri çok sevdiğim arkadaşım ve sırdaşım idi. Son senelerde büyük imtihanlar geçirdi. Gençlik yıllarında 4 çocuğu, doğumlarından birkaç gün içinde vefat etiler. Bu arada evli büyük kızının ölümünün ardından, eşini de kaybetti. 9 Nisan 2008'de küçük kızını kaybetti. 12 Nisanda da ailesinin son ferdi kalan kendisi rahmetli oldu. Evinin kapısı herkese açık idi. Misafirlerini hangi saatte gelseler de, yedirmeden bırakmazdı. Hep haline şükrederdi. 35 senedir amansız bir hastalığı, dert etmeden şükürle karşılayarak yaşadı. 13 Nisan Pazar günü Mucur kazasında, öğle namazından sonra toprağa verdik. Cenazesine katılanlara ailesi ve sevenleri adına teşekkür ediyorum. Aynı gün gece saat 12 civarında TGRT-FM radyo genel müdür yadımcısı ve program müdürümüz Vehbi Arvas ağabeyimizi kaybettik. İlk cenaze için yolda iken, ikinciyi haber almamızla tam bir şok yaşadım. İnanamadım. Daha birkaç saat önce oturup programları konuştuğumuz Vehbi abi artık dünyada değildi. Öğrencilik yıllarından tanıdığım, sessiz fakat bir o kadar çalışkan, geçimli, kimseye kızmaz ve öfkeyi bilmez bir kıymet idi. Radyomuzda 15 sene müdürlüğümü yaptı. Bir gün telaş ve öfke göstermedi. Zekî ve tatlı esprileri ile gönüllerimizi hoş ederdi. Telaşsız ve verimli idarecilik üzerine bir kitap yazsaydı, dünyada emsalsiz olurdu. Çocukların bile hatırını hoş etmesi kıymetli dedelerinden ona miras kalmıştı. Dürüst ve haline her şartta kanaat etmesini sanat haline getirmişti. Seyyid Vahbi Arvas abiden, daha çok öğreneceklerimiz vardı. Ama kısmetimiz bu kadarmış. Mucur'da öğle namazından sonra Orhan Gafa kardeşimi toprağa verdik. Aynı gün ikindi namazından sonra da, Vehbi ağabeyi Bağlum'da, kıymetli dedelerinin baş ucunda toprağa verdik. Vehbi ağabeyin başta aile efradı olmak üzere bütün dost ve akrabalarına baş sağlığı diliyorum. Giden elbette ki gelmiyor. Onların gelmelerini bekleyenler ise, bir gün onların yanına giderek o kervana katılıyor. Yaratan böyle yaratmış. Kim ne diyebilir ki...