Kaymakamlarımızın kalkınmaya katkısı

A -
A +

1960'lı senelerde 3 K veya bazen de 4 K ile ifade edilen bir kalkınma sloganı vardı. Ama o formül bana göre slogandan öteye gidemedi. 1950'li yıllarda Anadolu'nun yüzlerce ilçesine elektrik gelince, köylüye traktör alma imkanı sağlanınca, kalkınmanın nasıl olduğunu o günkü çocuk aklımla biraz fark etmiştim. Köylü ilçe pazarına gelirken, satacağı mahsulünün yanında, yiyecek azığını, merkebinin torbasında arpasını mutlaka getirirdi. Bunları çarşıdan alamazdı. 1950'de bir değişiklik yaşandı. Sanki çok önemli bir devrim olmuştu. Köylü geceden yola çıkıp pazara gelmiyordu artık. Çünki traktörle köy ilçeye çok yakındı; merkeple beş saatte geldiği yol yarım saate düşmüştü. Pazara çoluk çocuğunu da getiriyordu. Hatta komşuları da pazarı görüyordu. Yanında artık azık da olmuyordu.. Merkebi için bir bağlanacak ahır da aramıyordu. Cebinde parası var. Bir lokantaya gitmekten korkmuyordu. Çocuğunu bir kebapçıya götürüp kebabın tadını ona öğretiyordu. Basma, pazen patiska veya Amerikan bezi almak için belediyeden aldığı olur kağıdını, Kaymakama tasdik ettirmesine de ihtiyaç yoktu. Daha neler neler... Şimdi görevim sebebiyle birçok il ve ilçede bulunuyorum. Bazı ilçelerde Halk Eğitim Kurslarını merakla geziyorum. Kurs müdür ve öğretmenleri ile konuşuyorum. Aldığım bilgilere göre Kaymakam beylerin gayret gösterdiği ilçelerin kursları, çok başarılı. Mesela Ş.Urfa'nın Birecik Halk Eğitim Kurslarından bazılarının yaptıkları eserleri gördüm. Birçok fuarlara katılmışlar. Oralarda fuar ziyaretçilerini şaşırtmışlar. Kurs müdür ve personeli başarının zevkini tadıyorlar. Yapılan işler profesyonel kalitesinin çok üstünde. Ankara Beypazarı ilçesinde de Halk Eğitim Kursları fabrika gibi çalışıyor. Beypazarı kursunda Siirt battaniyesi dokunuyor. Gümüşçülük mü? Hızına erişmek mümkün değil. Nallıhan ilçesinde bir Kaymakam Bey, Nallıhan-Çayırhan arasındaki çorak arazide yüzlerce dönümde bağcılık çalışmaları başlatmış. Şimdi bağlar üzüme dönmüş... Böyle lezzetli üzümü doğrusu yeni tadıyorum. Üreticinin yüzü gülüyor. Bunlardan şuraya vardım: Kaymakamlarımız bu konuyu sıkı tutup eğilince, halka önder olup onların sofrasındaki ekmeğinin sayısını artırabiliyor. İşte kalkınmanın sırrı. Halk Eğitim ve diğer üretim işlerinde başarılı kaymakamlara; bilgi-görgü konularında yurt içi ve yurt dışı kurslarda eğitim almaları imkanı verilmeli. Tayin ve terfilerde bu konu etkin olmalı. Böylece devlet halkla bütünleşir. Üretim artar. Üretici refahı yakalar. Böyle topluluklarda ise kaymakamların başını ağrıtacak hiçbir polisiye meşguliyet de kalmaz. Kaymakamlar Yeşil Kart ve Sosyal Yardımlaşma Fonlarının sıkıcılığını unuturlar. Vatandaş huzurlu, ülke sakin ve ekonomi de sağlam temellere oturmuş olur. Böyle ülkelerin düşmanlarından korkmasına gerek kalmaz. Hatta düşmanları onlara saygı duyar ve dostluğunu kazanmaya çabalar. Siyasal bilgiler fakültesindeki öğretim programlarını da artık, milletimize has bir şekle getirmek lazım. Artık 3 K formülü zamanı. Ülkenin kalkınması kaymakamlarımızın omuzlarında. Ve kaymakamlarımız da bu yükü seve seve omuzlarlar, yeter ki fırsat verilsin.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.