Kemikler mi, yoksa Pamuklar mı doğru söylüyor?

A -
A +

15-16 Aralık 2005 günlerinde İstanbul Teknik Üniversitesi rektörlüğü ve sivil toplum kuruluşları birliği platformunun ortaklaşa düzenlediği; "Türk Ermeni İlişkilerinde Tarihî Gerçekler" konulu bir sempozyumu takip ettim. Konuşmacıları zevkle dinledim. Salonda canlı şahitlerin de bulunması ayrı bir renk katmıştır. Tertipleyenleri candan kutluyorum. Mesela salonda Ermenilerin işgal kuvvetlerine İstanbul'da astırdığı, Boğazlayan Kaymakamı ve Yozgat Mutasarrıf Vekili Mehmet Kemal Beyin oğlunun bulunması. Erzurum'un batısındaki Alaca köyünde 287 kişinin Ermeniler tarafından topluca şehit edildiği olayda, daha çocuk yaşta olan bir dadaşın oğlu olan Dr. Ali Gürcan beyefendinin, babasından dinlediklerini takdimi hepimizin gözlerini yaşarttı. Hele hazırlanan bandın seyri ayrı bir hüzündü. Bu 'vcd'de, Dr. Ali beyin babasının, görüntü eşliğinde, kendi annesi ile birlikte, Ermenilerce birer bez parçası ile elleri bağlanıp köy halkının tıkıldığı Merek'te nasıl silahlarla tarandıklarını ve sonra da aralarında ölmemişler kalabilir diye süngü ile tekrar delik deşik edilişlerini anlatışını, Merek yerini göstermesi ve o yerde yapılan kazıdan görüntüler vardı. İnsanlar öylesine üst üste yığılarak şehit edilmişti ki çoğunun kalıntılarının havasızlıktan çürümediği görülüyordu. Yaşlı teyzelerin, genç gelinlerin ve çocuk yaştaki kız çocuklarının saçları örgü ve uçlarına bağladıkları bezleri ile birlikte dipdiri kazıdan çıkmıştı, görünüyordu. İhtiyar amcaların ayaklarındaki mestlerinin de orijinal yırtıkları ile sapasağlam durduğunu gördük. Sahi ne istediniz bu masumlardan. Hele kalıntıları görünen başörtü parçalarının şekli ve mestler; bu cenazelerin ve kemiklerinin Müslümanlara ait olduğunu haykırıyordu. Müslümanlar mest kullanırdı. Biz görüntülere kendimizi gözleri yaşlı kaptırmışken; Dr. Ali Gürcan beyin dinleyicilere haykırışı ile kendimize geldik. Ali Bey, "Şimdi soruyorum. Kemikler mi doğru söylüyor, yoksa Pamuklar mı?" diyordu. Elbette ki kemikler, örgülü saçlar, yırtık mestler gerçeğin ta kendisi idi. Pamuklar mı? Onlar ne söylediğini fark etmeyecek kadar tarih bilgisinden yoksun, milletinin bir ferdine düşen ateşin herkesi yakma hissinden mahrum zavallılardı. Öyle ki Türkiye'de yüzlerce basın mensubu ya hapislerde ya da hapis istemiyle mahkemelerde sürünürken, basın özgürlüğü adına Avrupa basınının ve siyasilerinin, Pamuk mahkemesine gözlemci gönderecek kadar sahiplenmesi, aklı başında insanlara çok mühim mesajlar vermektedir. Bir Türk için anlayana züldür. Bu sempozyumun bildirileri inşallah yakın zamanda yayınlanır da, Türklerin soyunu kurutmaya çalışanların kimler olduğunu Pamuklar da anlar. Sovyet Rusya Ermeni devlet adamı Karinyan diyor ki: "İngiltere Türkiye'deki azınlıkların memnuniyetsizliklerini sömürerek, Ermenilerden, Suriyelilerden ve Rumlardan Özel gönüllü birlikleri kurdu. Bu politika İngilizler için oldukça kârlıydı, öyle ki karşılıksız (bedavadan) etten toplar ve mahalli (yerel) halktan hazır askerler elde ediyorlardı. İngiliz hükümeti Ermenilere boş ve asla bağlı kalmayacakları sözler vererek kendileri bir şey kaybetmiyordu. Ama bu şekilde Türkiye'yi daima baskı altında tutmayı başarıyorlardı. Fransızlar da Çukurova bölgesinde İngilizlerin taktiğini aynen uyguladılar. Her ikisi de Ermenileri kullanarak kendi sömürge siyasetlerini başarıyla yürüttüler..." Bu Ermeni soykırım iftiraları, yakın bir zamanda, Ermenilerin Türklere uyguladıkları katliamı ve batının provokasyonunu bütün açıklığı ile ortaya çıkarmaya yarayacaktır.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.