İstanbul'daki bazı türbelerin kapalı olması bazı kimselerce kötüye yorularak, "Bakalım daha hangileri kapanacak?" gibi menfi propagandalar yapıldı. İnsanlar heyecana sevk edildi. Ramazan ayı öncesi, TGRT HABER TV için türbeler programı çalışmaları yaparken; vatandaş bana da türbeler meselesini sordu. Her sorana "Sakın telaş etmeyin. Geçici bir mecburiyetten böyle olmuştur. Ben yakında açılacağına inanıyorum" dedim... Kültür ve Turizm bakanı Sayın Ertuğrul Günay'a teşekkür borçluyum. Beni yalancı çıkarmadılar. Üstelik de ayrıca yeni sürprizleri de geldi. Bildiğim kadarı ile 1934'ten beri ziyarete kapalı olan Ayasofya bahçesindeki Padişah ve Şehzade türbeleri de, 18 Eylül 2009'da, yani Ramazan Bayramı öncesi ziyarete açıldı. Demek ki olabiliyormuş dedim. Bir şey için daha demek ki oluyormuş dedim: Topkapı Sarayı dış avlu duvarının Bab-ı Hümayundan Otluk Kapısına kadar olan kısmındaki, Saray Surlarına yapışık ve salaş durumdaki birçok özel yerler yıktırıldı. Bir yer kalmış. Herhalde mülkiyet meselesinde bir problem çıktı. Onu da inşallah kamulaştırma ile Sayın Bakan çözerler... Soğukçeşme Sokağındaki surlara bitişik yapıların da sırada olduğunu tahmin ediyorum. Balıkhane kapısı bölgesindeki sahile paralel ve demir yolu geçen kısmın da acilen kurtarılmaya ihtiyacı vardır. İstanbul insanı Marmara'ya nazır, fevkalade bir mesire yerine kavuşacaktır. Sayın Günay'ın icraatlarını candan tebrik etmek lazım. Onlarca Kültür Bakanının şikâyetçi olup da halledemediği meseleleri çok pratik yollardan halletti. Ayasofya Türbelerinden 2'nci Selim Türbesi antresindeki iki çini panodan birisi, yıllar önce bir Fransız diş doktoru kılıklı tarihî eser kaçakçısı tarafından tamir için yurt dışına çıkarıldı. Ve Louvre Müzesine satıldı. Sahtesini de Sevr'de yaptırıp; tamir ettirdim diye geri getirdi. Bu panonun Louvre'dan kurtarılmasını Sayın Günay'dan milletçe bekliyoruz. Türbelerin açılmasında emeği geçenleri de ayrıca kutluyorum. Aldığım duyumlara göre yeni türbelerin de yakında açılması ufukta görünüyor...