Kurbanlık kıtlığının sebepleri

A -
A +

Geçen hafta Kurban Bayramı haftasıydı. Bu sene, Kurban Bayramı'na birçok konularda hazırlıklı girdik. Mesela her isteyen istediği mekanda, etrafına rahatsızlık vererek, çevreyi kirleterek kurbanını kesemeyecekti. Çok faydalı bir tedbirdi. Gönülden destekledik. Büyük şehirlerde, bazı ilçe belediyelerinin bu yükü kaldırma gücünün olmadığı da ortaya çıktı. Bir yandan belediyelerin gelirlerinde devlet kesintiler yaparken, öbür yandan yeni hizmetler yüklenilmesi, üzerinde düşünülecek bir konudur. Birkısım medya mensuplarının, kurban için alınan bu müspet tedbirleri, Avrupa Birliği'ne girme zarureti gibi göstermeleri, onların bozuk niyetlerini açığa vurmuştur. Sokak ve parklarda kurban kesmeyi, vahşet manzaraları ve Avrupa'ya rezil olmak şeklinde değerlendirmelerine karşılık, milletçe IMF'ye muhtaç duruma düşürülmemize gülüp geçmelerine ne diyelim. Gençliğin uyuşturucu kıskacında kıvranması, sık sık intiharların duyulması, namus meselelerinde, ahlaklı olmanın ölçüsünün unutulduğu, rüşvet araştırmalarına adı karışan meslek gruplarının, madalya verilecek gibi sıralara konulduğu şu sosyal çalkantılar bizi Avrupa'ya rezil etmiyor da; yer bulamadığı için, çaresizlikten kurbanını bir yerlerde kesenler mi bizi rezil edecek? Geçiniz. Nitekim, yer gösterilince, insanımız gerekli uyumu hemen göstermiştir. Zaten devlet idaresi de bunu gerektirir. Koyduğun kural için uygulama fırsat ve zeminini verirsen, Türk milleti devletini dinler. Gelelim kurbanlık kıtlığına: Bir tarım ülkesi olan yurdumuzda; ne oldu da, hem de ekonomik krizin en ağır döneminde, vatandaş satın alacak kurban bulamadı? Kurban kesebilmek için bir kimsenin, nisap miktarı bir varlığa sahip olması şarttır. Bir senedir yastık altını tek gelir kaynağı bilen birçok kişi, ekonomik yönden kurban kesme sınırının altına gerilemişti. Yani kurban kesecek insan sayısı yarıya düştü. Buna rağmen, bu sene kurbanlık bulunamadı. Bundan iki ay kadar önce bir yazımda, bu konuyu açıkça yazmıştım. Bir devlet ilgilisi, merak saikasıyla da olsa, bilgime başvurmadı. Geçen sene et toptan fiyatları 2.600.000 TL idi. Bu rakam bir sene müddetle, hemen hemen aynı kaldı. Her şeyin fiyatı % 70'lerde artarken, ete ne oldu da fiyat sabit kaldı? Yurda kaçak et sokuluyor diyenler çıkabilir. Diyelim ki bir senede kaçakçılar bin ton et geçirdi. Ülkenin yıllık ihtiyacı 100 bin tona yakındır. Veya birkısım et ürünleri, beyaz etle yapıldı. Beyaz eti katkı maddeleri ile kırmızı et gibi gösterip; sucuk, sosis, salam gibi ürünleri, soya unu da katarak, kırmızı et kullanımı azaldı diyelim. Ancak bu da yeterli değil. Besiciler bir senedir kan ağlamaktadır. Besiciliğin bütün girdileri, 12 ayda % 90 ile % 120 arttı. Et fiyatı ise yerinde saydı. Besici yok fiyatına sattığı hayvanın yerine, kurban için yeni hayvan almadı, alamadı. Besi bölgelerindeki bir ilçede her sene 15 000 baş hayvan bakılırken, bu sene bu rakam 5 000'lere düştü. Bu hayvanlar da, yaşına başına bakılmaksızın bu sene kurbanda, kapış kapış satıldı. Önümüzdeki günlerde, ülke ekonomisini et fiyatlarındaki fahiş artışlar sarsacaktır. Zaten mutfağındaki yangın sebebiyle et yiyemeyen, protein alamayan insanımız, tavuk karası olursa şaşmayalım. İkinci Dünya Harbi sırasında, Trakya'da mevzilerde bekleşen askerimize et ve pekmez verilemediği için, Mehmetçik etsizlikten TAVUK KARASI, yine birçoğu da şekersizlikten UYUZ olmuştu. Öyle ki tavuk karası olanların, gün battıktan sonra gözleri göremezdi. Bir bölükte gözü gören bir kişi, bütün bölüğü gece helaya götürüp getirirdi. Tarım Bakanlığı konuya acilen eğilmek zorundadır. ABD ile dostluğumuza sözüm yok. Ama ülkemizin et açığını, dostumuzun depolarında, onlarca senedir bekleyen sığır etleriyle karşılama planı varsa, bu Türk besiciliğini temelli öldürür. Sahi Türk tipi inekler yetiştirecektik. Herhalde bu sene kurbanlık yaşına daha gelemediler!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.