Avrupa'nın eski sömürgeci yeni emperyalist devletleri, dünyayı çok tehlikeli bir maceraya sürüklüyorlar. Bu macerada ise oyuncular Balkan insanlarıdır. Balkanlarda birçok ırk ve dinden insanlar yaşar. Son bin senede bölgedeki çatışmaların büyük bir kısmı dini meselelere dayanır. Tito'nun Yugoslavya'sı, komünizmin dünyada çöküşüne paralel olarak dağıldı. Bu devletin toprağında gözü olan Avrupa'nın aç gözlülerine gün doğmuştu. Saraybosna, Hersek, Hırvatistan ve Karadağ bölgelerine yardım adı altında sızmalar başladı. Zavallıların eline silah vererek birbirlerine kırdırdılar. Bu arada en çok zararı Türk ve Müslüman unsurlar gördüler. Çünki ikiyüz yıldır Avrupa Hıristiyan kulübünün yürütmekte olduğu, LA QUESTİON D'ORİENT yani Şark Meselesi kod adlı, Türkleri, Balkanlardan Anadolu'ya, oradan da Orta Asya çöllerine sürgün etme planı gereği, bölgede Türk kanı akmalıydı. Aktı, elan da akıyor. Balkan insanının çoğunluğu Müslüman, bir kısmı Ortodoks, geri kalanı da Katolik. Şu anda Fransa Katolikleri, Rusya ve Yunanistan işbirliği ile Ortodoksları desteklemektedir. Türkiye hiçbir devletin iç işlerine karışmaksızın, oradaki Türk varlığının hakları için girişimlerde bulunmaktadır. Balkanlar İstanbul'un emniyet hududları içindedir. Tarihten gelen sıkı bağlarımız sebebiyle, Balkan meselelerinde Türkiye söz sahibidir. Bakınız başı sıkışan bölge insanı kitleler halinde ülkemize sığınmaktalar. Türkiye'den başkasına güvenemiyorlar. Bundan iki sene önce bir yazımda "Türkiye, Makedonya meselesine sahip çıkmalıdır" şeklinde bir cümle kullanmıştım. Ankara'dan Makedonya Devletinin elçisi telefonla arayarak ve tercüman aracılığı ile adeta beni tehdit edercesine, "siz Türkiye'nin Makedonya'ya sahip çıkmasını mı, yoksa SAHİPLENMESİNİ Mİ İSTİYORSUNUZ?" diye saçma bir soru ile beni sükutu hayale uğratmıştı. Ben Türkiye'de bir gazete yazarı olarak, Makedonya'nın sıkıntılarını, düşman Yunanistan'ın Makedonya'yı yutmaya çalıştığını yazıyorum. Sayın elçi, ekselanslarının yorumu ise dostça değil.. Belki sayın büyükelçi Türkçeyi bilmediği için, kötü niyetli bir tercümanın gadrine uğramıştır. Türkiye'nin toprağı kendine yeterlidir. Osmanlı Türk orduları Balkanlara, toprağı yetmediği için gitmedi. Papaların ve Derebeylerin zulmü altındaki insanları, huzura kavuşturmaya, insanca yaşatmaya gitmişti. Türklerin, Balkanlardan çekilmesinin üzerinden neredeyse yüz sene geçti. Bu kadar senedir Balkanlının yüzü gülmedi. Türkün idaresinden sonra gelen komünizm bol bol gözyaşı dökme hürriyeti verdi. Köleler gibi çalışabilme özgürlüğünü bahşetti. Şimdi Makedonya kan ağlıyor. Türkiye'nin yardımlarını elleri ile itenler, bugün Yunanın pençesine düşmek üzereler. Zira Yunanistan, Türkiye ile arayı düzeltme numarası yaparak, Arnavutluk ile Makedonya'yı kapıştırmıştır. Kendisi de yakın bir zamanda, yardım maksadıyla, Makedonya'ya girecektir. Ve kavgayı ayırmaya gittiği Makedonya'yı SAHİPLENECEKTİR. Yani UDRİ BRE!.... İşte sayın ilgililer, kimin dost kimin düşman olduğunu seçememenin getirdiği nokta. Ancak, Türkiye için, Ege'deki karasuları meselesi nasıl bir savaş sebebi ise Makedonya'daki Yunan oldu bittisi de aynı kapıya çıkar. Türkleri, Ermeni soykırımı ile suçlayan Avrupa emperyalistleri, sizin yaptığınıza ne diyelim. Yoksa siz bu suçlarınızı örtmek için mi bize böyle iftiralar ediyorsunuz. Her halde gerçek de öyledir. Sayın Ahmet Işık beyefendinin ardından... İhlas Holding Yönetim Kurulu Başkan Yardımcısı Sayın Ahmet Işık beyefendinin vefatı bizleri derin üzüntülere gark etmiştir. Rahmetli usta bir gazeteciydi. Hayırsever bir insandı. Türk polisinin meselelerini ve başarılarını severek dile getirirdi. İyiliklerini ne kadar yazsak azdır. Cenab-ı Hak kendisine rahmet eylesin. Aile mensuplarına ve sevenlerine taziyelerimi arz ediyorum.