Malazgirt Zaferini kutlarken

A -
A +

26 Ağustos 2005 yani, iki gün sonra Malazgirt şanlı Türk zaferinin 935'inci yıl dönümünü kutlayacağız. Milletimize hayırlı olsun... Malazgirt, Bizans'ın saldırganlığına, Türkün kati sonuçlu bir cevabıdır. Bu cennet vatanımızı Malazgirt'e borçluyuz. Bizans İmparatoru ölmüş, taht İmparatoriçeye kalmıştı ama, entrika bataklığında yüzen Bizans'ta, taht bu kadına bırakılamazdı. Birileri mutlaka onu devirecekti. Bundan korkan Eudoksia, usta bir savaşçı ve zeki bir komutan olan Romanos Diogen'e evlenme ve tahtı teklif etti. Artık Bizans tahtında mert, zeki ve strateji uzmanı meşhur bir komutan vardı. Bizans'ın doğu sınırlarına kadar dayanan Türklere dur diyecek, şimdi bir kahramanları vardı. Hudutlardan gelen haberlere göre Selçuklu ordusu, Bitlis-Ahlat taraflarında idi. Bizans İmparatoru büyük bir ordu ile doğuya hareket etti. Bir yerden bir yere ordunun gitmesi pek masraflı idi. Diogen kolay yolu seçti. Yani geçtiği kendi şehirlerinde, halkının elinde at, araba, yiyecek ve giyecek ne bulduysa zor alıma tabi tuttu. Geçtiği şehirler çekirge afatına uğramışa döndü. Arkasında gözyaşı selleri bırakıyordu. Sivas'a geldiğinde artık gurur ve kibirden etrafını görmez ve duymaz olmuştu... Sivas Rumları şehirdeki Ermenileri İmparatora şikayet ettiler. O da sorgusuz sualsiz 3000 Ermeni'yi kestirdi. Bizans askeri Malazgirt Rahva düzlüğünde, Türk ordusunun karşısına çıktı... Sultan Alparslan'ın konuşması ile savaş öğleden sonra başladı. Onun zekası Bizans'ı bozkır çevirmesi taktiği ile sanki torbaya sokup ağzını bağladılar. Henüz akşam olmamıştı. Alparslan esir İmparatora çok nazik davrandı ve belli bir savaş tazminatı anlaşmasıyla onu serbest bıraktı. Yanına kattığı 400 kişilik güvenlik müfrezesi ile Sivas'tan geçmekte olan Bizans hududuna kadar bıraktırdı. Bu arada İstanbul'da beklenen olmuş, İmparatoriçe devrilmiş, yerine başka biri İmparatorluğa el koymuştu. Bunun emri ile Diogen, Tokat yakınlarında yakaladı. Amasya kalesine hapsedildi. Oradan bir yolunu bulup kaçarak Toros Dağlarına sığındı. Ama para etmedi. Toroslar'da Papaz kılığında dolaşırken, yine kendi ordusu askerlerince yakalanıp İstanbul'a getirildi. Sultan Alparslan'ın kılına dokunmaya tenezzül etmediği Diogen'in, kendi milleti tarafından gözlerine mil çekilip; göznurunu söndürdü. Kapatıldığı zindanda dünyası kararmış olarak ölüp gitti. Bu olayı şöyle bir düşünelim: Bundan 935 sene önce çadır hayatından gelen Türkler mi barbar, yoksa kadim Yunan veya Roma medeniyetinin mirasçıları ve temsilcileri olanlar ve bununla iftihar edenler mi barbar? Elbette ki bu olayda Türk'ün adalet, hoşgörü ve insaniyetinin etkisi tartışma götürmez. 935 senedir Türk'ün toprağı olan ve kıyamete kadar da Türk vatanı olmasına dua ettiğimiz bu güzel vatanı bizlere hediye edenleri bu yıl dönümünde rahmetle anıyorum...

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.