Bir çekim çalışması dolayısıyla 10 Martta Mardin'e gittim. Güzel vatanımızın birçok yerini görmüş gezmiş olmama rağmen Mardin'i o güne kadar görmemiştim. Utandım, hayıflandım. Mezopotamya'nın başlangıcı, 1400 senelik bir Müslüman, bin yüz yıllık bir Türk şehrimiz. Şehir, sarpça bir dağın çevresine kurulu. Havası gayet hoştur. Nem oranı çok düşük. Rutubetli havanın getirdiği hastalıklara rastlayamazsınız. Öyle hastalar da hemen rahatlıyor. Araç trafiğinin doğurduğu karmaşayı Mardin'de göremezsiniz. Caddelerin dışında sokaklar araç girmesine elverişli değil. Sokakları basamaklı. Yaz sıcağından korunmak için sokaklar dar tutulmuş. Birçok sokakta "Abbara" denilen gölgelik tüneller yapılmış. 15-30 metre uzun ve soluklanmaya müsait. Bütün güzellikleri gidip yerinde görünüz. Mardin insanı kültürlüdür. Bazı Avrupa Birliği ülkelerinde iki dil bilmek mecburiyeti vardır. O da öylesine. Ama Mardin'de hemen herkes üç dil bilir. Belli bir oranda 4 dil bilenlere sık rastlanır. Dinlerarası hoşgörü ve beraberliğin örnek yaşantısı Mardin'de var. Yüzlerce senedir yan yana beraber yaşayan 7 cemaat ve bir o kadar kültür... Osmanlı devletinin ayrı inanç ve kültürden gelen insanları 600 sene nasıl bir arada yaşattığına aklı eremeyenler Mardin'e gelince bunu anlarlar. Bana mihmandarlık eden bir kardeşimiz elime bir dergi tutuşturdu. "Bir bakabilir misiniz?" dedi. 2008 başında yayına başlamış. Adı "Mardin Life". Dergiye bolca reklam almışlar. Neden Mardin Life dedim. Boyun büktüler ve "hocam böyle yabancı ismi dikkat çekip, daha entel olsun diye koyduk" dediler. Onlara kızamadım. Zaten bakkallar, "market", lokantalar, "restaurant" ve berberler çoktan "coiffeur" olmadı mı? Böyle olunca sanki muasır medeniyet seviyesine mi geliyoruz. Hayır. Restaurantın yemeği daha mı lezzetli? Yook. Ah bu şıpsevdilik Tanzimattan beri her değerimizi dozer gibi önüne katıp götürdü. Derginin adı "Mardin'de yaşamak" olmalıydı. Mardin'de yaşamak gerçekten çok farklı bir şey. Baktım dergi reklam dolu. İyi reklam parası almışsınız dedim. Boyun büküp abi ilk sayı diye hiç birinden reklam parası almadık dediler. O zaman işiniz zor. Bari aboneniz çok mu dedim. Abone de yok gibi. Kapalı çarşıdaki esnafın nerdeyse yarıya yakını Mardinli. Hem işleri de iyi. Bu esnafın her biri lütfen bu dergiye abone olmalı. Doğduğunuz şehrinizi size, doyduğunuz yerde anlatan dergi zaten ihtiyacınız. İldeki kültür ve ekonomik faaliyetleri sıcağı sıcağına öğrenirsiniz. İstanbul'daki Mardinli esnaf kardeşlerim, abone olmanız için kapınıza gelirsem, hiç şaşmayın!