Meğer tuz da özelleşebilirmiş!

A -
A +

Benim yaşımda olanlar çok iyi hatırlarlar, tuz üretiminin özelleşmesi; güneş tutulmasından, İkinci Dünya Harbinden ve daha başka birçok şeyden pek önemli bir hadisedir. Bu özelleşme haberlerini medyadan okuduğumda şaştım. Ve hatıralarım beni 60 sene öncesine götürdü. Önceleri Reji sonraları Tekel kelimeleri sıra oldular. Anadolu insanı reji diyemezdi, RECİ derdi. Bu reciden pek korkulurdu. Reci memurlarının önünden geçilmezdi. Kazara geçilirse, köylü kasketini eline alıp, düğmeleri dökülmüş soluk sakosunun (ceketin o günkü adı) önünü kavuşturup, temenna ile geçerdi. Recinin adamı isterse bir köyün altını üstüne getirirdi. Nasıl mı? Anlatacağım. Reji idaresi Osmanlı'nın son dönemindeki büyük ve uzun harpler sebebiyle, milletlerarası borçlanmadan dolayı, hazinece ödeme güçlüğü çekilince; Avrupa devletleri Osmanlı'nın bazı kaymaklı devlet gelirlerine el koydular. İstanbul'da bir Düyun-u Umumiye İdaresi kuruldu. Odalar büyüklüğünde para kasaları yaptırıldı. Hatta bunların bir kısmı halen İstanbul'da bir lisenin bazı sınıflarında mevcuttur. Halkın ve devletin geliri Batılılar tarafından yıllarca sömürüldü.. Cumhuriyet idaresi kurulunca, bu Düyun-u Umumiye de kalktı, ardından Tekel idaresi kurulmuş oldu. Tütün, her türlü alkollü içkiler, pompalı gaz ocağının mavi ispirtosu, kutu kibritler ve hassaten tuz tekel malı idi. Kırşehir'in Mucur ilçesi köylerinden Seyfe'de, bir göl vardır. Halen Türkiye'de flamingoların konakladığı nadir bir iki sudan birisidir bu Seyfe Gölü. Sığdır, suyu tuzludur. Yazın sıcaklarda suyu azalır bütün kıyıları bembeyaz kalın bir tuz tabakası ile kaplanır. Aynı ilçenin güneyindeki bazı köylerden de yer altından kaya tuzu elde edilir. Bu iki yerin tuzlarını devlet çıkartır ve Tekel İdaresi de yüksek fiyatla satar. Tuz her insanı yakından ilgilendiren bir ihtiyaç maddesi. Fiyatı çok pahalı. İkinci Dünya Harbi sırası, herkes fakir elde avuçta yok. İnsanlar ot, süpürge tohumu yiyor. Tuza para vermemek için Seyfe Gölü kıyısından küreklerle tuz kazınır. Heybelere doldurulur. Merkeplerle taşınır. İşte tam bu sırada "Reci kolcuları" yani "tuzla güvenlikçileri" ortaya çıkar. Köylü korkudan küreğini kapar kaçar. Merkep kalır. Bunlar o zamanki yasalara göre müsadereye tabidir. Bazen kaçan merkepleri yaralayarak durdururlar. Yaralı ve sağlam merkepler heybeler, kürekler, yine yasaya göre ilçe pazarında açık artırma ile satılır. Rahmetli babam açık artırmadan böyle bir merkep almıştı. Anlatılan acımasız müsadere hikâyeleri çocuk kafamda nice korku senaryolarına dönüşürdü. Geceleri rüyama girerdi. İşte böyle. Köylü kıyısında hayvan otlattığı gölün toprağa karışmış tuzunu değil almak, dili ile bile yalayamazdı. Bu köylü kolculara nasıl eğilmesin! O zamandaki köylünün evindeki tuz bilgileri komşulardan devlet sırrı gibi saklanırdı. Bir ihbar olursa evinde tuz yakalananın ocağı sönerdi. Şimdi tuzlaların özelleşmesine ben şaşırmayayım da kimler şaşırsın. Tekel sistemi bir savaş zamanı bazı maddelere uygulanabilir. Ama niye tuz Tekel'e dahil edildi hâlâ anlamış değilim. Yine de özelleştirmeyi başaranları tebrik ediyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.