"Menzil Taşları" zamanı

A -
A +

TBMM, artan terör olaylarının söndürülebilmesi için sınır ötesi harekâta izin veren tezkereyi (tezkire), büyük bir çoğunluk oyu ile kabul etti. Bugüne kadarki çeşitli tezkereler oylayan meclisimizdeki, son oylamanın "evet"leri bir rekordur. Bu da gösteriyor ki milletin vekilleri bu konunun derhal ve kesin çözüme kavuşturulmasını istiyor. Biz kararların uygulamasını beklerken, bazı medya kuruluşlarından maalesef çatlak sesler yükselmeye başladı. Şöyle ki: -Petrolün varilinin 90 dolara gelip dayanması, Türkiye'nin sınır ötesi ihtimalinden imiş!!. -Düşmanlarımız bizi Irak bataklığına, tezkire oyunu ile çekmeye çalışıyorlarmış!!. -Yurtta sulh dünyada sulh düsturu zedelenirmiş!!. -Türkiye dünyada bir yalnızlık yoluna itilmekte imiş!!. Daha da yüzlerce bahanelerle; aba altından sopa göstermeye çalışanların terör dostu ve destekçisi, saçma sapan durum tahlilleri... Türkiye son bir ayda 50'ye yakın şehit verdi. Sivil asker demeden kudurmuşçasına vatandaşa ve vatan topraklarına saldırılar sürüyor. Biz sınır ötesi harekât yaparsak bundan daha mı kötü olacak? Hayır. Hatta bataklık kökünden kurutulacak. Medya yolu ile, "yol gösterirmiş gibi davranıp, bölücülük yapmaya" son verilmeli. Hemen ve kesin olarak. Bu yazının kaleme alındığı 21 Ekim 2007 Pazar günü ise, yine Hakkari'nin Dağlıca bölgesinde operasyondan dönen bir komando tabur konvoyuna ağır silahlarla saldırılmış ve 12 şehit verilmiş, 16 Mehmetçik de yaralanmıştır. Ayrıca Yüksekova'daki düğün konvoyuna saldırılmıştır. Birçok ağır yaralı vardır. -Kanaatimce Türkiye seferberlik hazırlıklarını süratle gözden geçirmeli. -Harekât bölgesinde, basın mensubu kılığında dolaşan bazı bölücüler "deşifre edilerek harekât alanının dışına çıkartılıp" zararsız hale getirmeli. -Konuyu iç politikaya alet etmeye kalkan bazı siyasilere, "milli çıkarlara verebilecekleri zararlar" hatırlatılmalıdır. Yani sansür mü derseniz?.. Evet neye mal olursa olsun, akan kan durdurulmalı. Artık ocaklar sönmesin. Çocuklar yetim gelinler dul kalmasın, analar babalar boynu bükük ağlamasın. Aşağıdakiler benim bir teklifimdir: -Bundan böyle operasyonlarda şehit düşen her konum ve rütbedeki görevlilerin cenazeleri, şehit düştükleri yerlere defnedilmeli. Tıpkı istiklal harbinde, Kore'de, Galiçya'da, Yemen'de, Fizan'da, Kafkaslar'da, Çaldıran'da, Malazgirt'te, Kosova'da, Varna ve Niğbolu'da, Belgratta olduğu gibi; şimdiki şehitlerimiz de şehit düştükleri yerde toprağa verilmeli. Çünki onlar "vatan topraklarını bekleme nöbetinde" şehit düştüler. Şehitleri nöbet yerinden ayırmayalım ve o kutlu nöbete manen devam etsinler. -Her şehidin ruhunu teslim ettiği yere bir anıt taşı, yani "Menzil Taşı" dikilmeli. Belki bu menzil taşları, ülkede akan kanları fark etmeyen, bakar körlerin görmesine yarar. Batıdaki terör destekçisi devletlerin ve devlet adamlarının vicdanlarına ok gibi saplanır da; teröre hain desteklerini çekerler. -Şehitlerin defin törenleri, şehit oldukları noktada yapılmalı. Onların yakınları, kendi il ve ilçelerinden otobüslerle oralara getirilip, törenlerde hazır olmaları sağlanmalı. (Bunu otobüs firmalarımız severek üstleneceklerdir.) Hakkari dağlarından, teröre seslenecek annelerin babaların çocuk ve eşlerin dimdik dikilişleri, duruşları aynı günde teröristi sindirecektir. Bütün şehitlerimize rahmetler, yakınlarına başsağlığı diliyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.