15 senedir yazmaktayım. Bir o kadar da radyo yayıncılığı ve televizyon programcılığı ile meşgulüm. Uzun zamandır medyanın içindeyim. Birkaç sene önce çıkarılan bir kanun ile adliye binalarına, haber maksadıyla TV ve fotoğraf kameralarının girmesi ve çekim yapması yasaklandı. Bence çok yararlı oldu. TV ve gazeteler Silivri'yi robot resimlerle anlatmaya çalışıyor. Mahkeme salonlarından halka mesaj verme, hava atma, tehdit göndermeler bitti. Senelerdir tarihî mekanlarda çekim yapmaktayım. Bir tarihî eserin; cami, medrese ve hatta köprü çekimini yapmaya kalksam,eserin sorumlusu kurum karşıma dikilir. Çekim izni sorar. Yoksa çekemezsin. Varsa bile şartlara da uyarsan çekebilirsin. Şimdi bazı salgın hastalıklar dolayısıyla, başta okullar olmak üzere hastaneler, sağlık ocakları, eczaneler, bazı kamu kurumlarında hastalık, aşı ve birçok konuda, çalışanlar ve hastalar dert dinlemek bahanesiyle sorgulanıyor. Ve bu söyleşiler, süzgeçsiz veya hükûmeti zor durumda bırakacak asılsız beyanlar şişirilerek, hatta önceden tembihlenerek aynen veriliyor. Bunların yalan olduğu sonradan kanıtlansa bile, kamuoyu yanıltıldı bir kere! Bunları seyrederken bir basın mensubu olarak utanıyorum. Basın bilgilendirmeli, ama tarafsız, garazsız ve ivazsız olmalı. Bakanlığın bir soruşturma kararının muhatabı kimseyi, hemen kanala çıkartıp devlete veryansın ettirmek herhalde ifade özgürlüğü değildir. Zanlının konuşacağı yer, soruşturmayı yürüten hakimin huzurudur. Orada susma hakkını kullan. Sonra kanal kanal gez. Tellal bağırt... Bunları önlemek için, sayın milletvekillerimize önemli bir görev düşüyor. Yeterli sayıda imza toplayarak şöyle bir yasa teklifi, tasarısı Meclise sunulmalı: Her türlü basın kuruluşları için, özel veya kamu mülkü olan herhangi bir mesken içinde haber maksadıyla da olsa çekim yapmak yazılı izne tabi olmalı. Hatta meskenin bahçesi de buna katılmalı. Böylece bilge köyü katliamındaki evlerinde ağlaşan çocuklar, şehit haberi alan, anne-babalar, eşler, kardeşler acıdan çırpınırken çekimleri yapılamaz. Bir araç kazasında can çekişen yaralıların, ambulansla hastaneye sevkinde, çekim için ambulansın hareketi bile engelleniyor. Kasap et derdinde koyun ise can derdinde. Yazık ki ne yazık! Gün gelir reyting uğruna insan hayatını hiçe sayanlar, kendileri reyting malzemesi oluverir.