Milli Eğitimde alarm -II-

A -
A +

1Ocak 2003 günü senenin ilk yazısını Milli Eğitim meseleleri hakkında "alarm" başlığı ile yazdım. Alarm, yaklaşmakta olan tehlikelere karşı tedbir almak içindir. Aslında Milli Eğitim sistemimiz büyük tehlikelerin tam ortasındadır. Bu yazımla ilgili birçok mail ve telefon aldım. Tabii ki, bunun hiçbirisi Milli Eğitimin resmi görevlilerinden değildi. Bunlar Milli eğitimi dert edinen vatanseverlerdendi. Gönül isterdi ki, ilk açıklamayı Milli Eğitim Bakanımız yapsın, ama olmadı. Ancak Bakan Bey ertesi günü, bir TV kanalında, YÖK'ün meselelerini tartışmayı tercih etti. Aldığım maillerden birisini, yazanın ismini vermeden aşağıya alıyorum: "Sayın İsmail bey, 1 Ocak'taki yazınızı okudum. Belki kısmen haklısınız ama devlet okulları sanıldığı kadar kötü bir eğitim vermiyor. Keşke size gelen liseli öğrencilere günde kaç saat ders çalıştıklarını sorsaydınız. Belki farkındasınız ama internet cafeler, bilardo salonları, cafeler vs. okul dışı yerler, inanın tıklım tıklım lise öğrencileri ile dolu. Öğrencilerimizin temel hastalığı okumamak, çalışmamak ve sadece şikayet etmek. Bir diğer konu biliyorsunuz özelleştirmenin amacı kâr etmektir. Yani bunları işletecek şahıs buralardan kâr amacı güdecektir ama eğitim ticaret değildir. Evet devlet buralara masraf yapar ama unutmayın bugüne kadar batık bankalara ayrılan bütçe eğitime ayrılan payın belki yüzlerce katıdır. Özelleştirmeyi Japonya'yla kıyaslıyorsunuz ama Japonya'da milli gelirin ne kadar olduğunu belirtseniz daha iyi olurdu. Aydınların düştüğü hatalardan biri herhangi bir olayda hemen Avrupa örnek gösteriliyor ama milli gelirlerinden kimse bahsetmiyor. Mesela Avrupa'daki öğretmen maaşı ile Türkiye'deki maaşları kıyaslayan bir yazı yazabilirsiniz. Sorarım size 220 milyon alan bir asgari ücretli eğitim özelleşse acaba evladını okutabilir mi? Kabul edin ki kolejlere giden öğrencilerin %99'u gelir seviyesi çok yüksek ailelerin çocukları. Şunu da belirteyim ben dershaneye gitmeden üniversiteyi kazanan bir eğitimciyim. Saygılar." Yukarıda yazılanlara tamamen katılıyorum. Ama, eksik: 1-Özel eğitim paralı diye, eksik eğitim sayılamaz. Bu gün özel şan, piyano, keman, bale vs. gibi dersleri alanları bir düşününüz. Bunlardan daha faydalı olan fizik, matematik, kimya vs. de özel öğretmenlerce verilirse, neden eksik olsun. 2-Özel okullar, cafe vs. yerlerin müşterisi öğrencileri, kulağından tuttuğu gibi atıverirler. Zeki çocukları da arayıp bulurlar ve okullarında çok uygun şartlarda okuturlar. Şunu da belirteyim ki; benim bir özel okulum yok. Bir özel okul sahibinin arzusu ile de yazı yazmıyorum. Bu konuda kimseden ücret de almıyorum. Ancak liseyi bitiren bir gencimizi, üniversiteye girmek için bazı dershanelere soyduran sisteme karşıyım. Çok önemli bir bakanlığın görevleri ile yazıma, bir tek yetkilinin cevap vermemesi de, eğitimimizin içler acısı durumunu ortaya koymuyor mu?

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.