Müstemlekeci İngilizlerin marifetleri

A -
A +

Yazının başlığına bakarak; İngilizlerin bu günkü marifetlerini anlatacağımı beklemeyin. Bu sefer, Mondros Mütarekesinin ardından Türkiye'nin başına gelenleri, yine bir Batılının kaleminden yazacağım. Irak'la benzerliklerini arayacağım. 30 Ekim 1918'de, Mondros limanı açıklarında, İngilizlerin Superb isimli savaş gemisinde, İngiliz amirali Calthorpe'ın emrivakileri ile bir dayatma mütareke imzalandı. Bu imzada İtilaf devletleri temsilcileri bulundurulmadı. Sadece İngilizler vardı. Mütareke şartları sudan şeylerdi. Osmanlı heyeti de; bu yenilginin ardından bu kadar yumuşak ve basit şartlara imza atmakta tereddüt etmedi. Ama kazın ayağı öyle değildi. İngilizler bunu kasten böyle basit tutmuştu.. Ondan sonraki zamanlarda, Mütareke şartlarına aykırı olarak güzel vatanımızın bir çok kilit yerleri, zalimce işgal edildi. İstanbul'u işgal ederken, müşterek komutanlık üç kişilik bir işgal idare heyeti kurdu. Bu heyete İngiliz Amirali Calthorpe, Fransız Amiral Amet ve İtalyan Kont Carlo Sforza atandılar. Kont Sforza hatıralarında yukardaki bilgileri verdikten sonra diyor ki: "Bilhassa İngilizler, Türk imparatorluğunu yok etmek için acele ediyorlardı. İstanbul ve diğer şehirlerde halka akıl almaz işkence ve eziyeti yapmaktan çekinmediler. Ben yumuşaklık taraftarı idim. Zira Türkiye ve Türklerin yok olduğuna inanmıyordum Nitekim kısa süre sonra bizimle, kedinin fare ile oynadığı gibi uğraşıldığını gördüm. Gözümüzün önünde; binlerce insan, silah ve techizat, geceleri gemilerle, Anadolu'ya kaçırılıyordu. 12 Mayıs 1919 günü İngiliz amirali bizi karargahında topladı. Yunanlıların İzmir'i işgal edeceğini, fikrimizi sormadan bizlere tebliğ etmiş oldu. İngiltere demek, başvekil Lloyd George ve Lord Curzon demekti. Onlar öyle istemişti. Zaten İngiliz başvekili uslanmaz bir Türk düşmanı idi. Bir gün İstanbul'dan başlamak üzere, tüm Türkiye'de durum kontrolümüzden çıkmaya başladı. Önlem olarak hemen İngiltere'den gizli örgütten bir birlik getirtildi. Bu güya uzman kadro, acemice yanlışlar yaparak, durumu düzelteceğine, daha kötüye götürdü. Müttefik polis rezil olmuştu. Bir sabah, müttefiklere büyük bir suikast tertibi haberi alındı. Komutan bu suikastı yapacakların tahmini bir listesini Türklere vererek derhal yakalanmalarını emretti. Liste yirmi sekiz kişilikti. Koca İstanbul'da kim kimi bulacaktı. Listedeki isimlerden bazıları, Yalovalı Ali, Erzurumlu Mehmet gibi kafadan atılan şeylerdi. Bu tehditlerden doğru dürüst bir netice alınamadı. Üstelik biz kendi durumumuzdan korkmaya başlamıştık." Bu hatıralar epeyce uzun ve müstevlilerin bir özeleştirisi mahiyetinde. Görüldüğü gibi bu gün Irak halkına reva görülen, şeref zedeleyici durumlar, bundan 90 sene kadar önce, Necip Türk milletine uygulanmaya çalışılmış ama milletimiz onları geldikleri yere postalamasını bilmiştir. Iraklılar bunu örnek almalıdır. Iraklılar bunu becerebilir mi? Becermeleri lazım. Bugün Kuzey Irak'ta geçenlerde yaşanan, Türk askerine saldırı olayını, İstanbul işgalindeki İngiliz vurdumduymazlığı ile benzer görmekteyiz. Müstevliler kendi acı sonlarını hazırlıyorlar.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.