Bugün bir Kurban Bayramını daha yaşamaya başladık. Dünyanın birçok yerinde, oluk oluk insan kanı akarken, ekonomik krizin dünyanın üstüne bir karabasan gibi çöktüğü, terörün şah olduğu şu günlerde, ülkemizde huzur ve mutlulukla bayram geçirmeye başladık. İnşallah tamamına ermek nasip olur. Her sene Kurban Bayramında insanlar neşeyle bayramı beklerken, ülkede dişe dokunur sosyal bir sıkıntı yokken, bazı yayın organları, manşetlere kaçan kurbanların marifetlerini oturtur. Kurbanlık küçükbaş veya büyükbaş olsun aslında elbette hayvandır. Okul ve eğitim görmemiş, bir mesleği, çoluk çocuk gailesi de yok. Ve hisleriyle hareket eder. Konuşmaz ve konuşulanı da anlamaz. Hayvan nakli esnasında, bir firar olması da normal. Sahibi de geçim derdinde. Kaçanı yakalamak ekmek meselesi. Bu iki taraflı kaçış ve yakalama çırpınışlarını, komedi-trajedi şekilde ekranlara dökmek, kime ne getirir. Tosunlar bu haberi görüp de, seneye "aman hemcinslerimizi zor durumda bırakmayalım" toplantıları mı yapacak? Mal sahipleri "aman kaçan hayvanları ikna metotları ile yakalayalım mı?" diyecek. Polis ve belediye kaçak kurbanlıkların yakalama stratejileri mi geliştirecek... Bunlar olmayacak. Bu sayede belediye ve polise veryansın etmek niye! Bahane mi arıyorsunuz. Böyle yapan medya mensupları bir uysal koyunu acaba yüz metre bir yerden bir yere yürütebilirler mi? Bana göre hayır. Harman yığmak zor iş. Ama harman yerinde yan gelip yatarak, harman yığmayı tarifi rahmetli dedem de yapardı. Okullar okumuş, şirketleri olan, ev bark sahibi kimseler, biraz alkol alınca, alkolmetre üflemede polisimize kök söktürüyor. Ülkede eğlence dünyasının tanınmış bazı starları, polise her türlü edepsizliği, yapıyor. Gülüp geçiyoruz. Tahsili, okulu, parası, evi-barkı, dili yok kurbanlıklarla uğraşmayı, kahramanlık sayanları ayıplıyorum!.. Tüm okuyucularımın bayramlarını tebrik ederim.