Orman yangınları ve "yeşil kuşak"ların değişimi

A -
A +

1960 senesinden itibaren büyük şehirlerin mücavir alanlarına, "yeşil kuşak"lar olarak ormanlık alanlar kurulmaya başladı. Bunlardan Ankara'dan Gölbaşı'na giderken Kepekli rampalarına kurulan Atatürk Ormanı, 50 seneyi buldu. Bana göre istenen gelişmeyi bu ormanda göremedik. İstanbul'da ise Fenertepe-Terkos ve Alemdağ-Beykoz hatlarına kurulan ormanlar da, hep yangınlarla erimektedir. Haziran ayının ikinci haftasında, yurdumuzun muhtelif bölgelerinde çıkan yangınlarda, 500 hektardan fazla ormanlık alan hasar gördü. Bu miktar, Türkiye'nin normal şartlarda bir senedeki yanan orman alanlarının 8'de biri kadardır. Evet bazen hain eller, bazen gafil insanlar, orman yangınına sebep olmakta. Her iki halde de kayıplar hanesi kabarmaktadır. Bana göre büyük şehirlerimizin etrafına konulan yeşil kuşakların ağaç cinsleri, hatalı seçilmiştir. Bu ormanlar ibreli yani, iğne yapraklı ağaçlardan kuruludur. İbreli ağaçlar yapraklarını, haziran-ağustos aylarında değiştirirler. Yani yurdun en kurak mevsiminde. Dökülüp kuruyan yapraklar da, en ufak bir ihmalde yangına sebep olmaktadır. Bir şişe kırığı bile, güneş altında büyüteç görevi yapıp, ot ve yaprakları yakmaktadır. Orman yangınları en çok, yaz mevsiminin bu üç ayında görülüyor. Demirköy ormanlarımız İstanbul'a 200 km mesafede. Aynı arazi yapısı ve aynı iklim şartları. Demirköy ormanlarında ise kolay kolay orman yangını görülmez. Çünkü Demirköy ormanlarında kayın, meşe, kavak, orman gülü ve çınar gibi geniş yapraklı ağaçlar var. Bu cinsler yapraklarını, ekim-aralık arasında dökerler. Hatta meşeler dökmezler. Yani yağmur mevsimi ile beraber yaprak dökümü de başlar. Yerler ıslak, piknikçiler de evlerine çekildiği için orman yangını da olmaz. Çevre ve Orman Bakanlığımızdan, senelerdir hatalı cinslerden kurulu bu yeşil kuşakları, geniş yapraklı ağaçlarla değiştirme projesini hazırlatıp uygulamaya koymasını bekliyoruz. Gazeteler ne yazarmış, televizyonlar nasıl haber yaparmış gibi çekincelerden arınmış olarak, elimizi taşın altına koyalım. Olabilecek acı tenkitleri yurdun selameti için göğüsleyelim. Çevre ve Orman Bakanımız Sayın Veysel Eroğlu'nun, İSKİ genel müdürlüğü zamanında, su havzalarını korumadaki uygulamaları ve takipçiliği iledir ki, bugün İstanbul şehir suyunu rahatça içebiliyoruz. Bu yeşil kuşakların ıslahı ve ağaç cinsi değişimini de yine sayın bakandan beklemekteyiz.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.