Ormanlar bitiyor!.. Her sene 5000 hektar civarında orman kaybımız vardı. Bu sene temmuzun ilk yarısında, 3000 hektara yakın orman alanını yangında kaybettik. 2008 sene sonuna kadar, korkarım ki, kayıp 10.000 hektarı bulmasın. Bu 10 milyon dönüm orman demektir. Bu alana yeniden ağaç dikilmesi zaten yasalar gereğidir. Bir taraftan dikerken, yenileri yetişmeden öbür tarafta yeni yangınlar!.. Bu yangınları önlemenin elbette bir çaresi olmalı ki, vardır da... Küresel ısınma, mevsimlerin kurak geçmesi, aşırı sıcaklar, şiddetli rüzgarlar yangınları tetikliyor. Bunu da şimdilik önlememiz çok zor, bizi aşar veya imkansız. Ama bizim de yapabileceklerimiz var. Çıkmış yangının büyümesini engelleyebiliriz. 1- Bunun için de, öncelikle ormanlarımızdaki ağaç cinslerinde değişikliğe gitmeye mecburuz. İğne yapraklı cinslerin aralarına geniş yapraklı ağaçlarla ara ara koruluklar kurabiliriz. Su yataklarına yakın alanlarda, kavak ve söğüdün ötesinde çınarlıklar tesis etmeliyiz. 2- Son büyük yangında, kozalakların mısır patlağı gibi fırlayıp yangını çok geniş alanlara taşıdığı görüldü... Kozalaklar nisan ayından itibaren yere dökülmeye başlar. Her sene, nisan, mayıs, haziran ve hatta temmuzda kozalak toplama seferberliği başlatmalıyız. Hatta orman içinde, ağaçların kuru dallarını da toplatmalıyız. Orman köylüsü ormandan kozalak alamaz, kekik ve benzeri ekonomik değeri olan otları toplayamaz. Eğer toplarken görülürse, orman kaçakçılığından atı arabası aletleri müsadere edilir, kendisi de mahkemeye verilir. Yani köylü orman içine hiç giremez. Ormanı tanımaz. Ama orman yanınca da, "aman köylü kardeş gel yangını söndür" dersek ayıp olur. Köylü orman memurları kontrolünde, her zaman ormana girebilmeli. Ormana zarar vermeyecek şekilde bitki ve kuru dalları , köylüler alsın paraya çevirsin. Geçimine katkı yapar. Orman temizlenmiş olur. Orman içi yolları ıslah edilir. Kazara çıkan yangın da kaynağında söndürülür. Çevre ve Orman Bakanlığımızın, orman genel müdürlüğünün tüm personelinin yangınlardaki insanüstü gayretleri takdire değer. Ancak hızlı bir yasa çalışması da ormanlarımız bitmeden hemen devreye girmeli. Gerekirse anayasa değişikliğine de giderek; ormanların özelleştirilmesi sağlanmalı. Orman kaçakçılığı suçu da yeniden tarif edilmeli. Devlet ormancılıkta, koordine ve kontrol görevini üstlenmeli. Vatandaş da ormanından gelir sağlar duruma getirilmeli. Tarla yeri açmak için orman yandı lafları da, tatsız bir hatıra olarak kitap sayfalarına hapsedilmeli. Vakit geç olmadan, ormanlar tükenmeden elimizi çabuk tutmalıyız...