Osmanlı Tersaneleri ve günümüzde durum

A -
A +

Geçen haftaki yazımda, tersanelerimizin askerî deniz vasıtaları yapımına yönlendirilmesini yazmıştım. Kimseden ses çıkmadı. Ama ilgili bakanlığın müfettişler görevlendirerek; durumu incelettiğini öğrendik... Ama zannedilmesin ki, Tuzla Tersaneleri askerî gemi yapabilir mi incelemesi yapılacak? Duyduğuma göre, Tersanelerdeki iş güvenliği ihlalleri inceleniyor. Herkes bilir ki, Tersaneler ağır sanayi iş koludur. Hatta ağırın da ağırı; orada kimse yorgan dikmiyor, ya da kaneviçe işlemiyor. Bugünün gemi inşaatı demek, kalın demir ve sacların gemiye dönüştürülmesi ve elektroniğin her dalı demektir. Her an her kazaya açıktır. Malazgirt zaferiyle beraber Türkler Anadolu'ya kesin yerleşmeye başladılar. Batıya gittikçe önlerine deniz çıktı. Umur Bey zamanında Aydınoğulları Beyliği, Foça bölgesi ve Selçuk Ayaslug limanlarında kurduğu tersanelerle 400 parça gemi inşa etti. Bu sayede Batı Anadolu Türkleşti. Osmanlı Devleti Murad-ı Hüdavendigar zamanında başlayan ve 2'nci Murad Han zamanında iyice kökleşen Gelibolu tersaneleri ile, daha büyük Harp gemileri inşasına hız verdi. O sayededir ki; Fatih Sultan Mehmed Han İstanbul'u muhasara ettiğinde, Bizans'a indirici yumruğu Haliç'e karadan geçirdiği 70 parça gemi ile vurdu. Osmanlı'da tersaneler, en kritik iş kolu idi. Tersane Nazırı doğrudan padişahtan emir alırdı. Branşında en usta olanların idaresinde iş yürütülürdü. Hammaliye işleri esirlere ve esnaftan halka hile yaparken yakalanan suçlulara, ceza olarak yaptırılırdı. Yine de bu hileciler ve esirlerin yaşama şartları, çok huzurlu ve konforlu idi. Bu bilgiler, o devirde İstanbul'u ziyaret eden yabancı seyyahların yazdıkları hatıralarında açıkça görülür. Osmanlı donanması Sultan Abdülaziz zamanında dünyanın ikinci büyüğü konumundaydı. Taşkızak ve Hasköy tersaneleri zırhlı harp gemileri inşa ediyordu. Osmanlı'nın eski haşmetli günlerine dönmesinden korkanlar, Abdülaziz Hanın canına kastettiler. 2'nci Abdülhamid Han zamanında ise, İttihad Terakkicileri her konuda destekleyen Fransa ve İngiltere, onu da bir ihtilalle alaşağı ederek, İttihatçıları iktidar yaptılar. Bu ihtilali müteakip, yeni Hükumetin ilk işi, Taşkızak Tersanelerindeki tezgâh ve makineleri satışa çıkarmak oldu. Taşkızak gemi tezgâhları, 400.000 altına İtalyanlara satıldı. Bu satıştan bir sene sonra aynı hükumet, milyonlarca altına İngiltere'ye Sultan Osman ve Reşadiye Dretnotlarının yapım siparişini verdi. Şimdi gelelim Tuzla Tersanesi kazalarına: Meslek liselerinde eğitime getirilen acımasız kısıtlamalar, işte bugün her iş kolunda ölümlü kazalara davetiye çıkarmaktadır. Meslek liseleri Türkiye'de tekniker açığını kapatmaktaydı. Mühendis ile usta arasında, her iki tarafı da anlayabilen bir tekniker mutlaka gereklidir. Teknik liselerde okuyanlar mağdur edilerek, öğrenci sayısı hızla düştü. Malum marifet iltifata tabidir. Böylece şimdiki Davutpaşa ve Tuzla facialarını yaşamaya başladık. Kime ne diyeceksiniz?.. Muasır medeniyet seviyesine böyle gelemezdik. Son karikatürize olay, Norveç'in 100.000 işçi istemesi masalı... Norveç Türkiye'den işçi alsa bile teknik eğitim almış işçiler alacaktır. Aslında tekniker eğitimi görmüş her Türk genci, dünyanın her yerinde her zaman iş bulur. Yanlıştan dönmek fazilettir. Biz farkına varmadan insanımızı işsizliğe mi mahkum ettik acaba?..

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.