Türkiye'nin yüzlerce iç ve dış önemli meselesinin hepsi bir tarafa,1915'te Ermenilerin çektiği sıkıntılar için özür dileme krizine tutulmak bir tarafa. Aynı dönemde, yurduna saldıran düşmanlara karşı savaşan 5 milyona yakın Türk genci, bütün yokluklara rağmen bayrağı, milleti, istiklali uğruna ya şehit, ya gazi oldular. Durduk yerde, bu milleti anlamsız bir harbe sokarak; Devleti paramparça edenlere hesap sorulamadı. Ama bizim özürlüler, Ermenilerden özür diliyor. Sorsanız ne oldu da bu yola girdiniz, bilmezler. Bunu öğrenmek için, Türkiye'deki milyonlarca resmî ve özel belgeye bir göz atıvermek yeterdi. Ama maksatları, Türkiye dış siyasette sıkıştırılsın, kıvransın, dış mihraklar yani 'ANCA'cılar habire onların da sırtını sıvazlasın. 24 Nisan 1915 Tehcir olaylarında yaşananları öğrenmek isteyen okuyucularıma, 1915 tehcir zamanı Kayseri belediye başkanı olan rahmetli Rıfat Çalıka'nın hatıralarını okumalarını tavsiye ederim. Rıfat bey göçe giden Ermeni köylülerin tarlalarındaki mahsulü olgunlaşınca, amele tutarak hasat yaptırıp, Türk silahlı kuvvetleri ihtiyacına gönderir. Sahibi Ermeni'ye, bedeli kadar ordumuz borçlandırılır. Bunların belgeleri var. 1895 Ermeni ayaklanmaları öncesinde 20 seneden fazla, Trabzon limanındaki tahmil tahliye işlerini Ermenilerden kurulu Hamal bölükleri yapar. Avrupa devletlerinden gelen gemileri boşaltırlarken, Daşnak ve Hınçakçılara gizlice gönderilmiş silah ve cephane sandıklarını, bu Ermeni hamallar çetecilere ulaştırırlar. Daşnak ve Hınçak da, bu silahlarla 1897'den 1914'e kadar Türkleri katleder. Van, Kars, Erzurum, Bitlis ve daha nice vilayetlerin köylerinde yanan tandırlara atılan masum Türk yavrularının özrünü kim, kimden dileyecek?!. Düzmece imza listelerinde ismi olan kimseler, bu listelere itiraz edip, bunu kamuoyuna açıklamazlarsa, necip milletimizin gözünde Türklük davasına iftira ve ihanet etmiş sayılacaklardır!..