Ermeni Patriği Karakin, haziranın son haftasında ülkemize gelerek bazı testler yapmaya çalıştı. Yoklamalar çekti. Reaksiyon ölçmeye çalıştı. Türkiye gibi laik Cumhuriyetle idare bir ülkede, Hıristiyan din adamlarının son günlerde sık sık boy göstermesi bana göre anormaldir. Dini kılık içinde 5 gün, her yere girip çıkmaları, Adalarda kiliselede ayinlere katılmaları, Ruhban okulu açılması ile ilgili ahkam kesmeleri anlaşılır gibi değil. Avrupa Birliği ile kritik günlerin yaşandığı bu devrede, ülkemizi karıştırmaya yönelik zararlı çalışmalara izin verilmemeli. Türk Diyanet İşleri Başkanı, hangi Hıristiyan ülkesinde, Dini kisve ile dolaşmıştır. Hatta sayın Ali Bardakoğlu ekseri sivil kisve ile göreve gidip gelmektedir. Karakin veya Fenerli Bartholomeos bazen Adalarda, bazen Hilton salonlarında boy gösteriyorlar. Fenerli Patrik Ekümenik olmaya kalkınca, Karakin de Genel Ermeni Patriği oluvermiş. Din adamı Karakin bir kara kinini de ortaya döküvermiş: Ermeni soykırımı münakaşa edilecek bir şey değildir. Olmuş bitmiş bir şeydir... Türkiye tarafından tanınmalıdır. Tanınmazsa Türkiye çözüme ulaşamaz. Ermenistan başbakanı da aynı mavalı okumuştu. Türkiye hükumeti, gelin ortak bir bilimsel heyet kuralım. Konunun uzmanları müştereken Arşivleri incelesin, verecekleri kararı her iki taraf da kabul etsin dedikçe, Ermenistan bundan kaçınıyor. Bu minderden kaçmaları bile Türkiyenin haklılığını ispata yeter . Birinci Dünya harbi, İstiklal harbimiz ve Lozan görüşmeleri sırasında, hem Fener Patriği, hem Ermeni Patriği; İngiliz, Fransız, Rus devlet adamlarının peşinden koşarak, kendilerine birer devlet kurulması için çırpındılar. Eğer Türkler Soy kırmış olsaydı, Avrupa Lozan'da bizim gırtlağımıza sarılırdı. Lozan'ın üzerinden neredeyse seksenbeş sene geçmiş, şimdi bunlar bize bizim topraklarımızda hakarete yelteniyor. Türkiye Cumhuriyeti'ni şikayet etmek için Avrupa ve Amerika'da kapı kapı dolaşan, Fener Rum Patrigi, Ermeni Patriği Karakin ile Türkiye'de Turkiye'ye karşı cephe mi kuruyor! Ulu Önder, Patrikhane için 'fesat ve hıyanet ocağı' demişti. Lozan'a göre, Patrikhane'nin "siyasi işlerle uğraşmaması" şartıyla İstanbul'da kalabilmesine izin verilmişti. Patrik de sade bir T.C. vatandaşı olarak kalacaktı. Şimdi Fener Rum Patriği yurt dışı gezilerinde bindiği araçlara Çift başlı Bizans bayrağı çektiriyor. Şu sade vatandaşa bir bakar mısınız. AB'nin böyle bölücü faaliyetleri destekler görünmesi, birliğe büyük zarar verecektir.