Patrikhane sınırdışı edilmelidir!

A -
A +

Patrikhanenin son zamanlardaki faaliyetleri, sınırdışı edilmeyi gerekli kılmaktadır. Lozan anlaşması gereği ve Avrupalı devletlerin ricaları ile Türkiye'de bırakılan Patrikhane, son günlerde, Milli bütünlüğümüzü zedeleyici çalışmalar yapmaktadır. Bazı yabancı devletleri, Türkiye Cumhuriyetinin iç işlerine karıştırabilmek için, dış geziler tertiplemektedir. Fatih Sultan Mehmet Han, 1453'te İstanbul'a girdiğinde doğruca Ayasofya kilisesine gitti. Her türlü hurafe ile bunaltılmış Bizans halkı, canlarını bu mabede atmışlardı. Artık ölümü enselerinde hissediyorlardı. Fatih'in o tarafa gelmekte olduğu haberi bütün benizleri soldurmuştu. Herkes korkudan tir tir titriyordu. Fatih bu meşhur mabede atıyla girebilirdi. Öyle yapmadı. Atından inerek ve bir mabede nasıl girilirse öylece içeri girdi. Bütün başlar öne eğilmiş ve "Vurun şunların kellelerini" emrini bekleşiyorlardı. Fatih onlara "başlarınızı kaldırın. Şu andan itibaren benim teb'amsınız. Sanat ve ticaretinizde serbest, dininizde hürsünüz. Kimse size zarar veremeyecektir" diye seslendi. Topluluk Fatih'in ayaklarına kapandı. Onlara, Bizans imparatoru tarafından zindana atılan patrikleri Gennadios'u zindandan çıkarmalarını söyledi. Huzuruna getirilen Gennadios'a "Sen bu kavmin Patriğisin. Din ve özel hukukta amirlerisin" diyerek eline bir asa verdi. Kendisine Vezir yani Bakan maaşı bağlattı. Sonra gelen patrikler asırlarca Osmanlı devletine sadık kalarak görevlerini yerine getirdiler. 1821 senesinde Rusya'nın kışkırtmasıyla, Fener Rum Patriği, Yunan ayaklanmasını planladı ve icra safhasını başlattı. İsyanı bastırma esnasında, birçok asinin üzerinde, patrik Gregoryus'un el yazısıyla başarı duaları çıktı. Patrikhaneye yapılan baskında, Patriğin özel odasında, Yunan isyanı harekat planları ve üzerinde Patriğin el yazısıyla düzeltmeler bulundu. İkinci Mahmut Han, Patriği bizzat dinledi ve Patrik kendisine "Sen Türklerin ulususun. Ben de milletimin başıyım" diyerek küstahca cevap verdi. Ve patrikhanenin orta kapısında asıldı. O günden beri Patrikler ekmeğini yediği Türk devletine kafa tutarcasına bu orta kapıyı kapalı tutmaktadır. Türkiye bu kapıyı açtırmalıdır! Bu küstahlıklarına Patrik, son günlerde bir yenisini ekledi. Geçen hafta özel uçakla Amerika'ya gitti ve Başkandan, Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılmasına yardımcı olmasını istedi. Dönüşte Fener Patriği, Atatürk havaalanında, asasını kameralara sallayarak "Heybeliada Ruhban Okulu'nun açılması, Patrikhane'nin hayatiyeti için şarttır. Ben Ekümenik Patriğim" diye haykırdı. Rahmetli Fatih'in lütfen verdiği asayı, yine onun torunlarının gözüne sokarcasına sallayan bu Fener Papazı, cesaretini nereden alıyor?!. Lozan Anlaşmasına göre; Patrikhane bir Cumhuriyet kurumudur. Patrik ise bir Türk vatandaşıdır. Bu kurum ve başındaki kimse, şu anda bölücülük yapıyor. Devleti nerede ise tehdit ediyor. İngilizlerin, İstanbul'u işgali karanlık günlerinde, milletimiz kan ağlarken; Patrik Meletyos, İngiliz Kralına koştu ve Patrikhaneye Milletlerarası statü verilip Türk idaresinden kurtarılmasını istedi. Ama ömrü yetmedi. İngiltere'de ölüverdi. Şimdiki Fener Patriği de dış güçlerden medet umuyor. Meletyos gibi o da, bölücülük yolunda bu dünyadan göçebilir. Güvenilir kaynaklardan öğrendiğimize göre; Patrik dış gezilerinde, kendisine tahsis edilen binek araçlarına Bizans bayrağı çekmektedir. Misafir edildiği binaların gönderine de aynı bayrak toka ediliyor. Bulgaristan gezisinde, Bulgar Ekzharlığını tehdit ederek, kendisine bağlamaya çalışmıştır. Lozan'a göre, sadece Türkiye'deki ve münhasıran İstanbul'daki Rumların Patriği olan Fener Rum Patriği, Ekümeniklik iddiası ve çalışmaları ile Lozan'ı çiğnemektedir. Fener'deki Rum Papazı, gerekli kanuni işlem yapılarak cezasını çekmeli, Patrikhane de yurt dışına çıkarılmalıdır. Mesela pek sevdikleri Aynaroz'a gönderilmelidir!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.