Polisin başarısı devletin gücüdür

A -
A +

"Polisimize kalkan eller kırılsın" başlıklı makalem için birçok emniyet mensubundan telefon ve mail yoluyla olumlu tepkiler aldım. O yazımla polisimizin ortak problemlerine parmak basılmasıyla, üst düzey görevli emniyet mensuplarının da bu konuda ne denli sıkıntılarla karşı karşıya olduklarını anladım. 11 Kasım 2006 günü Ankara'da eski başbakanlardan Bülent Ecevit'in cenaze merasimi vardı. Kortejin gidiş güzergahı tam 7 km idi. Ankara'nın kurşun gibi ağır dondurucu soğuğu dudakları morartıyordu. O gün ben de Ankara'daydım. 28 Kasım 2006'da Papa'nın Ankara'yı ziyareti programları başlamıştı. Yine aynı güç şartlar ve yollarda binlerce polis... saatlerce bekleyiş... Papa'nın gidişinin ertesi günü, Ecevit'in cenazesi ve Papa'nın törenlerinde görev alan polislere bir veya iki maaş ikramiye verileceği haberlerini dinledim. O törenlerin yapıldığı saatlerde, Türkiye'nin dağlarında, şehirlerinde çok daha mahrumiyetli mekanlarda, daha zor görevleri başarmaya gayret eden binlerce polisimiz vardı. Dağda operasyon yapan özel timlerden tutun da, uyuşturucu tacirlerinin peşinde gece gündüz demeden, uykuyu unutmuş emniyet mensuplarının meşakkatleri, Papa törenlerinden daha mı azdı? Yurt içi seyahatlerimde görüyorum. Yüzlerce trafik denetim görevlisi, dağ başlarında buz keserek, yüzlerini ekşitmeden vazife aşkıyla koşturuyorlar. Tamam emniyet görevlilerinin ödüllendirilmesi gerekir. Ancak Papa'nın törenleri ve Ecevit cenazesi görevlilerini, diğerlerinden ayırmak niye? Bununla bir mesaj mı verilmek isteniyor! Devlet gücünün açık ve mühim bir ögesi olan polisimizin, içinde bulunduğu iş yoğunluğu, çalışma ve hayat şartlarının ağırlığı herkesçe bilinir, bilinmelidir. Zor şartlar içinde, mesai mefhumu tanımaksızın, canını dişine takarak polisimiz görev yapmaktadır. Gerek görevi gereği kullandığı yasal mevzuatın yetersizliğinden ve de işlenen suçlara karşı verilen cezaların caydırıcılığının zaafından; gerekse de başta ekonomik olmak üzere eğitim ve teknolojik açıdan eksikliklerin bulunması, ayrıca suçların artma eğilimi göstermesi, bir miktar da olsa sokak hâkimiyetinin azalması polisin de moralini olumsuz etkilemektedir. Devletin varlığının temel sebebi, vatandaşının can ve mal güvenliğini sağlamaktır. Devletin emniyet teşkilatı da, bu hedefi gerçekleştirecek donanıma sahip olmalıdır. Bunun için de aday seçiminden başlayarak; emniyet personelinin mesleki, psikolojik ve de mali şartlarının istenen düzeye çıkarılması gerekir. Hiçbir emniyet mensubu polis devleti olalım demiyor. Ama sokağa hakim olalım, olaylara hakim olalım istiyor. Suçlular karşısında çaresizliğe mahkum görüntü verilmesi başta emniyet mensuplarımız olmak üzere hepimizi üzer, kahreder. Polisin küçük düşürülmesini önlemek herkesin görevidir. Çünkü herkesin bir gün polise ihtiyacı olabilir.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.