Psikolojik harbin göbeğindeyiz

A -
A +

2000'li yılların gelişini, Batı âlemi "Milenyum" alkış ve naraları ile karşıladı. Dünya Ticaret Merkezi'ne yapılan saldırılarda, bilhassa adı verilerek Müslümanlar suçlandı. Peş peşe birçok Müslüman ülkesinde bölgesel harpler başladı. Halen devam ediyor. Dünya devletleri, iki ana kamp manzarası gösteriyor: Birisi tokların yaşadığı, diğeri de aç ve çıplakların yaşadığı memleketler. Tokların eli, hep Afrika fakirlerinin yani açlar ülkelerinin ekmeğinde aşında madeninde, ormanında idi. Böyle olunca da açların açlığı artıyor, hatta hiç bitmeyeceğe benziyordu. Çünkü hep sömürülüyorlardı. Havuzun dibini hırsızlar delmişti. Salgın ve ölümcül hastalıklar hep fakirlerin ülkesinde idi. Onlara göstermelik gıda yardımı yapanlar, tıbbi destek verenler de hep sömürgecileri idi. Türkiye toprakları, şimdiki 75 milyonluk nüfusun beş mislini geçindirecek zenginliktedir. Ama Türkiye tarım ürünleri fazlasını, kendi başına, istediği fiyatla ve tercih ettiği ülkeye satmakta sınırlandırmalarla karşı karşıyadır. Hatta bir soya üretiminde, dış müdahalelerle karşı karşıyadır. Son kuş gribi vakası, birdenbire ve Türkiye genelinde görünüverdi. Anadolu binlerce yıldır göçmen kuşların göç yolları üzerindedir. Şimdi de göçmen kuşlardan kuş gribinin geçmesi tehlikesi ile karşı karşıya geldik. Bunca senedir yoktu da şimdi niye var? Bu uğurda canlar kaybettik. Kaybettiğimiz yavrulara rahmetler diliyorum. Kuş gribi son salgında, Iğdır ili Aralık ilçesinde görüldü. Kısa sürede Doğubayezid'e atladı. Sanki elle taşınmış gibisine!! Aralık ilçesi Türkiye'nin en doğu ucundadır. Burada Dil bölgesi denilen, kuzeyi Ermenistan'a sınır, güneyi İran'a hudut olan yerlerde kuş gribi ilk görüldü. Ne İran'da ne de Ermenistan'da böyle bir salgın duyulmadı. Bunlar nasıl göçmen kuş ki sadece Türkiye'ye gelmiş?. Geçen senelerde de, bilgisayar üretim teknolojisinde Batılıları sollayan Çin'de; SARS ve kuş gribi vakaları başlayıvermişti. Çin hem kanatlı hayvan üretimi, hem de turizmde milyarlarca dolar kayba uğradı. Türkiye'miz de, son biyolojik saldırıda, milyarlarca dolarlık ihracat kaybına uğradı. "Gayri Nizami Harp" usulleri Türkiye üzerinde de denenmeye başlandı anlaşılan. Gözdağları verilmektedir. Türkiye Orta Doğu'da, lider olmaya en yakın, imparatorluk tecrübesi olan tek ülkedir. Dünyadaki birçok devlet, son iki senede, aralarında gizli anlaşmalar yapmışlar ve halen de yapmaktalar. Bu muhtemel genel bir çatışmanın habercisidir. Türkiye'yi su zengini ilan edenler, böylece bizi gelecek çatışmalar için, saldırı hedefi olarak göstermekteler. Türkiye'nin, bu sinsi saldırıları atlatabilmesi için, milli birlik ve beraberliği pekiştirmesi şarttır. Ülkemizdeki mevcut misyoner faaliyetleri, "ne yapalım ülkede demokrasi var" bahanesiyle asla geçiştirilemez. İnsanlar Hıristiyanlaştırılarak; muhtemel saldırılara karşı milli direncimiz kırılmak istenmektedir. Şu anda psikolojik, biyolojik ve gayri nizami harbin bütün yollarından saldırılara uğramaktayız. Dışarı salınan bir "sabıkalı"ya, komşu bir devletin başı veya önemli bir kişisi öldürtülürse hiç şaşmayacağım!

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.