Avrupa'nın bir çok devletinin yasama organları, sanki kendi iç meselelerini halletmiş gibi, bu günlerde Ermeni davasına arka çıkar görünüyorlar. Bunu destekleyecek, yasalar yapıyorlar. Halen bir çok Avrupa ülkesinde, 11-16 yaş grubunda bulunan kız- erkek gençlerinin % 35'i uyuşturucu bağımlısı haline geldiler. Bu yaş grubunun üstünde ise oran % 50'leri çoktan geçti. Bunun sonucu olarak doğum sayıları nesillerinin kuruması noktalarını zorluyor.. Kazara doğum yapanların çocukları da, ana babalarının uyuşturucu kullanımından dolayı, büyük oranda, zihinsel birçok özürlerle dünyaya merhaba diyebilmekte. Bir millet için, bu saydıklarım İstikbal karartan manzaralardır. Milletlerine karşı işledikleri bu suçlarını unutturmak ve hedef saptırmak için, Osmanlı devleti Ermenilerin soyunu kırdı diye bir kampanya başlattılar. Soykırım olmadı diyenleri mahkum etmeye yelteniyorlar. Böyle bir soykırım, 950 senelik Türk Ermeni ilişkilerinde hiçbir zaman yaşanmadı. Ruslar Ermenilere soy kırımı uyguladı. Ama tıs yok. Bizans Ermenilere, Süryanilere soy kırımı yaptı hiç ses yok. Dünyada Katolikler tarih boyunca en çok Süryanilere soykırım yaptılar. Ermeni ihtilalci çeteleri, kendilerine peki demeyen binlerce kendi ırkdaşı ve dindaşı Ermeniyi vahşice öldürüp, mallarına kondular bu da hiç gündeme gelmez. Öyleyse bu meselenin gündeme taşınmasının sebebi, Ermeni haklarını aramak değil, bu bahane ile Türkleri suçlamak. Bir şeylere zorlamaktır. Buyurun soykırımın ta kendisi bir olay: Papanın destek ve teşviki ile 1572 senesinde Paris'te, Ana Kraliçenin uygulamaya koyduğu ve bir gecede 40 000 ORTODOKS'un katl edildiği evlerinde diridir yakıldığı Saint-Barthelmy vahşeti. Sene 1572. Fransa tahtında genç Kral IX Charles oturmaktadır. Annesi, yani Ana kraliçe Katherine aynı zamanda, Roma'daki Papa XI'inci Leon'un kız kardeşidir. Koyu bir Katoliktir. Fanatiktir. Kendi yolundan başka hiçbir inanca hayat hakkı tanımamaktadır. Onun bu tutumunda sık sık yazıştığı ağabeyi Papa Leon'un büyük tesiri vardır. Papa özel müneccimini kız kardeşine gönderir. Müneccim Roccoyeri ise, Ana kraliçenin sözlerine inandığı tek insandır. Fransa'nın bir bölümünde etkili olan Navar Kralı Henry Ortodoks idi. Böyle bir durum ise, Fransanın DİNİ BÜTÜNLÜĞÜNÜ zedeliyordu. Bu Ortodoksları ortadan kaldırmak için ustaca planları Papa yapmıştı. Müneccim Roccoyeri günlerdir, gök yüzünde BİR işaret arıyordu. Nihayet bir gün Ana kraliçeye müjdeyi verdi: "Efendim yıldızlar size müzaheret ediyor. Ruh-ül kudüs sizden yana " Ana kraliçenin ekibi o gece Paris'teki bütün Ortodoks evlerini tesbit edip işaretlediler. Mutaassıp Katolikler grubu iş başında idi. O gün 24 ağustos 1572 ve Katoliklerin en mukaddes bildikleri Saint Barthelmy yortusu günü idi. Saatler gece yarısını geçe, Saint Germen Qukcer kilisesinin çanları çalmaya başlayınca, sokaklarda ellerinde meşaleli binlerce insan beliriverdi. Bu meşalelerle, işaretli evleri tutuşturuyorlardı. Ev halkından korku ile sokağa fırlayanları ise en vahşi usullerle sokak ortasında katlettiler. Bu cinayeti işleyenlerin arasında fanatik yaşlı hanımlar bile vardı. Victor Hugo'nun ifadesi ile "o sakin yaz gecesinde, gökteki yıldızlar, sarı değil kızıl renkli görünüyorlardı. Saint nehri ise kıpkızıl bir renkte akmaya başlamıştı.." Protestan asilzadeleri, genç kral Charles'ın gözleri önünde parçalanıyorlardı. Bu manzaradan kral aklını yitirdi ve onbeş gün sonra deli olarak öldü. Bütün bu vahşet günlerinde, Paris nüfusunun beşte biri katledilmişti. Bu cinayeti planlayan Papa Leon'un, Ana kraliçeyle yazışmalarının birer sureti Vatikan'da saklanmaktadır. Fatima sırrı gibi uydurma şeylerle insanları yönlendirmeye çalışan Papalık asıl Saint Barthelmy katliam belgelerini açıklamaya mecburdur. Ortodoks olan Ermeni ve Rusların; dinlerinin namusu uğruna bunu, Papadan istemeleri gerekir.