Son günlerde milletçe yaşadığımız siyasi ve ekonomik gelişme ve hareketliliğin içinde, Rus ve diğer devletlerin tankerlerinin; İstanbul Boğazı'ndan petrol taşıma işi "kim vurdu"ya gitmektedir. Ta ki İstanbul'u bir facia ile kana bulayacak bir kazaya kadar da, devam edeceğe benziyor. Kazak petrollerini, Novorosisk limanına akıtmaya başlayan Ruslar, her gün en az on adet tanker ile İstanbul Boğazından geçerek; dünya ülkelerine petrol satmaktalar. Bugün on tanker, yarın günlük yirmiye çıkacaktır. İstanbul Boğazı dünyanın en çok sürprizlerle dolu bir su yoludur. Dip arazi yapısı ve iki yönlü akıntılar, girdaplar, deniz vasıtalarının seyrini çok olumsuz etkilemektedir. Yabancı bandıralı birçok kuru yük gemisinin sık sık sebebiyet verdikleri kazalar sahillerimizi zaten dehşete vermektedir. Boğazlardaki bu tehlikeye birinci öncelikli çözüm, Bakü-Ceyhan petrol boru hattı, ciddi şekilde çalışılarak bitirilmelidir. İkincisi ise yıllardır yazdığım ama, ilgililerin 2005 yılına kadar kulaklarını tıkayıp gözlerini yumduğu bir meselenin bugün gündeme oturduğunu öğrenmenin sevincini yaşıyorum: Karadeniz-Sakarya-Sapanca-İzmit su yolunun proje çalışmalarına ilk adım atılmıştır. Büyük Sadrazam Sokullu Mehmet Paşa, Don-Volga, Süveyş ve Sapanca-İzmit kanallarını planladı ve hatta kazmalar da vuruldu, ama tasavvurlarını çeşitli engellerden dolayı gerçekleştirememişti. Sonra Ruslar Don-Volga'yı bağladılar. Fransızlar büyük paralar kazanarak, Süveyş'i açtılar. Sapanca-İzmit su yolu ise dedikoduların gadrine uğradı. 1582'de bir ferman ile Sakarya nehrinin, Sapanca (Ayan) Gölüne, oradan da İzmit Körfezine su yolu bağlantısı için bir ferman çıkar. Su yolcular ölçer biçer. Bu pek kolayca mümkün olacaktır. Ancak bazı nifakçılar başlangıç safhasında planı boğarlar. 1591'de III. Murat zamanında tekrar ferman yayınlanır. Yurdun birçok yerinden ameleler toplanır. Sakarya Nehri ile Sapanca Gölü arasında zaten mevcut olan akıntı (Çark Dereleri) gemi geçecek kadar genişletilerek göle gemiler ulaşacaktı. Oradan da kazılacak kanalla, İzmit Körfezine. Sakarya'nın göle uzaklığı Çark Deresi ile 5 km'dir. Sakarya bu bölgede 25 metre kod ile akar. Sapanca Gölünün en derin yeri 61 metredir. Denize göre üst seviyesi ise 30 metreyi bulmaz. Sapanca, İzmit'te denize bağlansa gölde yine 35 metre civarında su kalacaktır. Sapanca'dan bağlantı için, 1591'de kazılıp düzeltilen yerler halen hazırdır. 20 km'lik mesafenin 15 km'si düzlenmiştir. O zamanın Kiraz, şimdinin Kullar Deresi zaten denizle bağlantılıdır. İş kalıyor az masrafla derinleştirme ve tarama çalışmalarına. Bu projenin toplam maliyeti en kötü şartlarda 500 milyon dolardır. Böyle bir Karadeniz-Marmara bağlantısı, deniz yolunu 80 km kısaltacaktır. Sakarya kıyılarına, Karasu'dan itibaren yapılacak dinlenme yerlerinin getirisi yıllık 50 milyon dolar hesaplanmıştır. Sadece kıyı tesislerinden geleceklerle kendini on yılda amorti etmektedir. Bu su yolundan geçecek yabancı gemilerden 1000'er dolar geçiş ücreti alınsa, günde yüz gemiden 100 000 dolar, senede ise 40 milyon dolar ayrı bir gelir alınacaktır. Bu ise tesisin beş senede, kendisini amorti etmesi demektir. Bu hesabın fazlası yok eksiği vardır. Yap-İşlet-Devret sistemi ile milletlerarası ihaleye çıkarılsa bir senede tamamlanabilir. Boğaz'dan gemiler, hem bedava hem de binbir tehlike saçarak geçmekteler. Sakarya su geçişi ise, toplu yerleşme alanlarına uzaktan geçecektir. Hem de su yolu güzergahı fay hatlarının kesiştiği bölgelerdedir. Böylece yeni yapılaşmayı da önleyecektir. Bunu beş senedir yazıyorum. Şimdi öğreniyorum ki, Sayın Tayyip Erdoğan hükumeti bu projeyi çok ciddi olarak gündemine almıştır. Başlamak bitirmenin yarısıdır. İlgilileri tebrik ediyor ve başarılar diliyorum.