Son 7 aydır Tuzla Tersanelerini birçok kesim diline doladı ve bir tek hain ilan etmedikleri kaldı. İşin aslı hiç de göründüğü gibi değil. Türk Gemi Sanayii sabote edilmeye çalışılıyor!.. Bilindiği gibi Osmanlı tarihinde, çok önemli iki deniz baskını ve hezimeti vardır. Birisi 17 Ekim 1571'de İnebahtı, diğeri de 1827'deki Navarin... Birkaç daha ufak baskınlar varsa da, çok önemlisi bu ikisidir. Kıbrıs'ın 1571'de ellerinden gitmesini hazmedemeyen Papa, bütün krallara mektupla başvurup Haçlı donanması kurmaya çalıştı. Ancak İspanya, Malta, Venedik bu isteğe kerhen de olsa olumlu cevap verdi. Bu devletlerin ve Papalığın gemilerinden kurulu 350 gemilik karışık bir deniz gücü, İnebahtı körfezinde yatmakta olan Osmanlı donanmasına saldırdı. 360 gemilik Osmanlı donanması, iyi yönetilemediğinden 152 gemisini kaybetti. Ancak kahraman Uluç Ali Paşa gemilerini kurtarabildi. Zamanın padişahı İkinci Selim Han olayı haber alınca, 3 gün yemeden içmeden Edirne dağlarında yalnız başına dolaştı. "Bütün sahillerim korumasız kaldı!" diye, üzüntüden neredeyse ölecekti. 5 ay gibi çok kısa bir zamanda, Osmanlı tersanelerinde 300'den fazla yeni gemi inşa edilip denize indirildi. Sadrazam Sokollu Mehmet Paşa idi. Balkan Harbi sıralarında, hükumet İngiltere'ye 2 adet Sultan Osman ve Reşadiye Dretnotlarının inşa siparişini verdi. Hem de çok pahalı fiyata. İngiltere'nin gemi inşa gücü sivil tersanelerle çok iyi seviyeye gelmişti. Milletlerarası gemi inşa işleri çok ileri idi. Reşadiye gemisi siparişi Vickers şirketine, Sultan Osman da Newcastle'daki Armstrong şirketine verilmişti. İngiltere de, devlet sadece düzenleme yapıyordu. Sonra da İngiltere bu iki geminin tüm bedelini taksit taksit alarak, gemileri de vermedi ve üstüne yattı. Bugün Tuzla Tersanelerimizin iş bağlantıları, bildiğim kadarı ile 2013'e kadar doludur. Siparişlerin çoğu yurt dışından. Bu kadar hızlı çalışmada bazı kazaların olması kaçınılmazdır. Tek işçimizin tırnağının taşa değmesini istemeyiz. Ancak böyle ağır bir sanayide kazaların yaşanılması da kaçınılmaz olmaktadır. Bu millî sanayi kolunda her türlü tedbiri, işverenleri de usandırmadan almalıyız. Tersanelerimizin askerî gemi inşasına yönlendirilmesi çok hayati bir konudur. Dünyadaki herhangi bir siyasi gerginlikte, hiçbir devlet işimize yarayacak bir gemi yapmaz, hatta hurdasını bile vermez. İngiltere'nin 1. ve 2. Dünya Harplerinde bize, gemiler konusunda yaptıkları ortada. Sivil tersanelerimizin askerî gemi inşası zor bir olay değildir. Bu iş için dış devletlerin onayına da muhtaç değiliz. Teknik tezgah ve eleman seviyemiz birçok Avrupa deniz ülkesinin üstündedir. Yani un var, yağ var, şeker var ve helvayı karacak ustamız da var. Gelin milletçe el ele verip, bu helvanın yapılmasını sağlayalım...