Tarihî vakıf eserlere kim sahip çıkacak?

A -
A +

Böyle bir soru ile yazıma başlamaktan doğrusu utandım. Ama mecburdum. Son haftada Anadolu'nun birçok ilinde bir geziye çıktım. Ecdadın yüzlerce yadigarını göz yaşları ile dolaştım. Dizlerimi dövdüm. Vakıflar idaresinin, bu eserleri onartmaya yetişemediğini anladım. Peki gerçekten yetişemezler mi? Bana göre yetişirler ve hatta ülkemize yeni yeni eserler de kazandırabilirler. Size sıcak bir örnek: Battal Gazi'nin adını taşıyan şirin ilçemiz eski Malatya'daki Vakıf eserleri, Belediyenin mütevazı imkanları ile ayakta tutulmaya çalışılıyor. Peki bu belediye yol mu yapsın, su mu getirsin yoksa... Buradaki hazine eserlerden, Silahtar Mustafa Paşa Kervansarayı sahipsiz ve boynu bükük bir haldedir. Bilindiği gibi Osmanlı kültüründe iki tip kervansaray vardır. Tüccar kervanlarının konaklaması için olanlar ile Ordu birliklerinin geçici kışlası olarak yapılanlar Mustafa Paşa Kervansarayı ordu için yapılmış yani askeri ve ender bir örnek eserdir. Ama sahip çıkan yoktur. Bir ara tamir edilmiş, ama beton mimarisinin en kötü örnekleri sergilenmiş. Şimdi bir merkebi Kervansaraya doğru salsanız, korkudan içeri giremez... Selçuklu ve Osmanlı vakıf eserleri, illa ki bir vakfiye ile tesis edilmiştir. Vakfiyelerde, vakıf yapanın kurucu, Sadrazam ve Şeyhülislamın şahit olarak, Padişahın da tasdiken imzaları olurdu. Her vakıf eserin, mutlaka ama mutlaka, kendine yetecek kadar gelir kaynağı olurdu. Vakfın işlerini, vakıf senetlerine uygun yürütebilmeleri için, maaş miktarları senette yazılı olan bir mütevelli heyeti yürütürdü. Şu anda Türkiye'deki tarihi vakıf eserlerden Vakıflar Genel Müdürlüğü sorumludur. Vakıfların akarları, yani gelir kaynakları kimlerin elindedir. Bu vakıfların ve yapıcılarının haklarını, vakıflar idaresi hem dünyevi hem de uhrevi yönden korumak ve kollamakla yükümlüdür. İstanbul Çukurbostan semtinde yüzlerce gecekondu tipi ev, vakıf arazileri üstündedir. Binlerce apartman arasında tek katlı ve hayat şartlarına aykırı gecekondular... Odun kömür satıcılarının depoları da, büyük bir kısmı vakıf arazisindedir. İstanbul'un bir çok yeri böyledir. Kiraları ne kadardır? Kimler alır ve nereye harcanır? Yerine harcanır mı? Yoksa vakıf gelirleri de hortumlama modasının gadrine mi uğruyor? Anlaşılan o ki vakıflar idaresi bütçe darlığından, binlerce vakıf eserin onarımını yapmaktan aciz kalmıştır. Meclisteki şimdiki kanun çıkarma furyasında, vakıflarla ilgili ve güçlendirici bir kanunun çıkması ne güzel olurdu. Türk sanat tarihi ve eski eserler üzerine yetkili bir komisyonda, uzun zaman görev yapmış ilim adamımız, kendilerine, vakıf eserlerin ihmali konusunda dert yandığımda bana şunu anlattı: "1955 senesinde Fuad Köprülü zamanında, İstanbul'da bir Bizans kongresi toplanacaktı. Gelen yabancılar birçok tarihî yerleri de gezecekti. Camilerin bakımsızlığı içler acısı idi. Hükümete, bir miktar ödenek gönderilerek bazı kırık döküğün onarımını bir raporla arz ettik. Hükumet, ismini hatırlayamadığım bir Balıkesir milletvekilini, durumu yerinde görmek üzere İstanbul'a gönderdi. Milletvekili yanına bizleri ve bir vakıflar yetkisini de alarak bazı yerleri görmeye gitti. Görülenler bizim bildirdiğimizden de kötü idi. Milletvekili kahroluyordu. Vakıflar yetkilisine öfke ile nedir bu rezalet diye sordu. Vakıflar sorumlusu, kem küm ederek, ödenek olmadığını söyledi. İşte o zaman bu milletvekili; 'Be adam biz vakıflar .....sını tefecilik yapasınız diye mi kurduk. Daha ne istiyorsunuz. Hani bu vakıfların irad kaynakları' diye bas bas bağırdı." Şimdi her türlü siyasi endişeden sıyrılarak bir düşünelim. Biz vakıflarımıza neden bu kadar kayıtsız kalıyoruz. Yani demem o ki, her zarar eden kuruluşu özelleştirme ile kurtarmaya çalıştığımız şu günlerde zaten özel olması gereken vakıflar idaresini, ÖZELLEŞTİRELİM Mİ? Evet mümkün ise hemen. Turizmden ekonomik medet umarken, gelen turistlere bakımlı kiliseleri, harap cami, medrese hamam, kütüphane ve külliye mi göstereceğiz. Avrupa Kiliseler Birliği, Anadolu'daki kilise kalıntılarını onartırken, kendi eserlerimize kayıtsızlığımız ne ile izah edilir. Bu bir sorumsuzluktur.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.