Başlığa bakıp da, ülkedeki ekonomik sıkıntıların veya siyasi çalkantıların bitiyor olduğunu anlayanlardan özür dilerim. Benim anlatmak istediğim, Irak'a operasyon senaryolarının, bir şekilde açığa çıkması ve hatta gerçekleşmeye başlamasıdır. Bu güne kadar hep, ABD'nin Saddam'ı devirmek için düzenleyeceği bir harekat ile buna Türkiye'nin destek vermesi ısrarla istendi. Türkiye ise Irak'ın toprak bütünlüğüne saygılı olduğunu, ama Kuzey Irak'ta muhtemel yeni oluşumlara da izin vermeyeceğini ısrarla bildirdi. Türkiye, tezinde çok haklı idi. Zira bölgenin tarihî gelişimini en iyi bilen Türkiye idi. Birinci Dünya Harbi'nin öncesinde, Osmanlı devletinin Orta Doğu'dan kovulmasında anlaşan İngiltere ve Fransa, bu emellerine harbin sonunda kavuştular. 1918'de İngilizler Şam'a girdiler. Cemal Paşanın Suriye cephesi harekatını idare ederken karargah olarak kullandığı Viktorya Oteline, İngiliz bayrağını çektiler. Halbuki Mekke Emiri Hüseyin'e ve oğullarına, Suriye'de de istiklal vaad etmişlerdi. Sözlerinden döndüler. Yine aynı sene İngilizler Musul'a girdiler. Seman-ı Pak savaşında hezimete uğramalarına rağmen, Irak İngiliz mandası oldu. Mekke Emiri Hüseyi'nin üç oğlu vardı. Ali, Abdullah ve Faysal. Faysal Şam'da Suriye topluluğunun başına geçirildiyse de bu sadece bir aldatmaca idi. Faysal sonraları Irak'ın başına getirildi. Ölünce yerine oğlu Gazi geçti. Ondan sonra da II. Faysal Irak'ın başına geçirildi. II. Faysal'ı, Irak ordusu Baascı Abdülkerim Kasım'ın idare ettiği bir İhtilalle öldürdü. Baasçılara karşı 1963'te, Arif kardeşlerce bir karşı darbe yapıldı. 1968'de Baasçılar tekrar bir darbe yaptılar ve şu anda da, bu Baasçılardan Saddam Hüseyin Tikriti Irak'ın başındadır. İngilizler, 1921'de Ürdün'ü de Emir Hüseyin'in ikinci oğlu Abdullah'a havale etmişlerdi. Emir Hüseyin'in ölümü ile yerine oğlu Tallal geçti ise de rahatsız olduğu için onun da yerine Hüseyin Haşimi, Emir oldu. Tallal uzun süre Türkiye'de sürgünde yaşadı ve öldü. Ürdün Emiri Hüseyin, kardeşi Hasan'ı veliahd ilan etmişti. Ancak ölüm hastalığının son günlerinde onu azl ederek, oğlu Abdullah'ı veliahd tayin etti. Prens Hasan milletlerarası alanda bilgili, kültürlü ve dürüst tanınan bir devlet adamıdır. Ağabeyinin bu son kararına hiç itiraz etmedi. Şimdi ise, ABD'nin Irak için ön gördüğü idare ekibi beli olmaya başladı. Yani tünelin ışığı meselesine gelelim: 13 Temmuz 2002'de Londra'da toplanan Irak muhaliflerinin içinde, yüze yakın emekli Irak generali vardı. Ancak bu ekibin içinde, kendi adına bu toplantıya katıldığını söyleyen Ürdünlü Prens Hasan bin Tallal da vardı. Irak'ta pek yakında başlayacak, Saddam'ı indirme operasyonu neticesindeki iktidar değişikliğinde, ülkenin başına Hasan bin Tallal'ın geçirilmesi hiç de sürpriz değildir. Böyle olduğu takdirde, Türkiye bu uygulamadan memnun olacaktır. Kuzey Irak'ta yeni bir devlet kurulmasının önü kesinlikle kesilecektir. 1979'dan beri, 33 senedir Saddam'ın dikta idaresinde yaşayan Irak halkı, başlarına Sevgili Peygamberimizin torunu hazret-i Hüseyin (R.A) soyundan gelen bir devlet başkanını seve seve kabul edecektir. İran'ın, Irak'ın doğusunda yapagelmekte olduğu Şiilik baskıları içinde, onlar tarafından da sevilen Hazret-i Hüseyin'in torunu bir idareci, İran'ın bölücü propagandalarının da önünü kesecektir. Bugünkü Ürdün, batı devletlerinin Orta Doğu'da en güvendiği ve problemsiz bir ülkedir. Irak'ta bir Haşimi'nin yönetime getirilmesi, umarız ki Irak'ta da, sulh ve huzurun avdetine vesile olsun.