9 Şubat 2002 tarihli yazımla ilgili olarak, Turizm Bakanı sayın Mustafa Taşar, bir açıklama göndermiştir. Açıklamayı aynen koyuyorum: "Sayın İsmail Yağcı, 09.02.2002 tarihli yazınızı dikkatle okudum. "Ortodoks kıskacı nereye kadar?" başlıklı yazınızda daha önceki beyanatlarımın yanlış yorumlanması ve yansıtılması üzerine bu açıklamayı size göndermeyi uygun gördüm. Öncelikle, Turizm olgusu ile güvenlik konularının ayrı hususlar olduğu, ülkemizde her kurumun görev ve yetkileri dahilinde faaliyet gösterdiği gerçeğini unutmamanız gerektiğini düşünüyorum. Son dönemde, İnanç Turizmi gibi bir turizm ve dünya realitesinin, misyonerlik faaliyetine kalkan olarak değerlendirilmesi moda haline gelmeye başlamıştır. Misyonerlik faaliyetleri ülkemizde suçtur ve bu faaliyetlerle mücadele etme ve bu gayretleri etkisiz kılma yönünde emniyet ve istihbarat birimleri gerekli çalışmaları başarıyla yerine getirmektedir. Turizm Bakanlığının bu noktadaki yeri, bu alandaki turizm potansiyellerini değerlendirmek ve bu yolla zaten varolan ve gelen turistlerden daha iyi bir gelir elde etmekle sınırlıdır. Emniyetin veya Jandarmanın görevini yapmak gibi bir konumumuz yoktur. Diğer taraftan, benim, "Kilise yapılsın", "Kilise yapılmasından korkmaya gerek yok" veya "Türkiye'de kilise açılmasından korkmamak gerek" şeklinde bir beyanatım ve ifadem olmamıştır. Turizm Bakanı olarak görevim mabet açmak değildir. Yeni kiliseler açılması gibi bir derdim de olamaz. Böyle bir ifadem olmadığı gibi, böyle bir görevim de yoktur. Benim söylediğim, cami türbe, kilise sinagog gibi tarihi eserlerin restore edilmesi, bunların turizmin hizmetine kazandırılmasıdır. Bu eserlerin yıkılmaya ve çürümeye terkedilmemesidir. Ayrıca bizler insanlığın ortak değerlerine saygılı ve sorumlu olursak, karşı taraftan da bu saygıyı ve duyarlılığı beklemek hakkına sahip oluruz. Benim söylediğim budur. Kamuoyunun doğruları öğrenme hakkına katkıda bulunarak, açıklamama köşenizde yer vereceğinize olan inancımla selam ve saygılar sunar, çalışmalarınızda başarılar dilerim. Mustafa Taşar Bakan" Sayın Bakan beyin açıklamasını, bütün noktalama işaretlerine de hassasiyet göstererek aynen yukarı aldım. Zat-ı alilerine ilgilerinden dolayı teşekkürlerimi bildirmeyi borç sayarım. Ancak ben yazdığım her yazımda devlet sorumluluğunu, iliklerime kadar duyarak yazarım. Ve öyle de olacaktır. Kim olursa olsun, yalan yazılarak; bir insana iftira edilmesinin vebalini bilirim. Ancak, bahsi geçen yazımdaki sözler, 19 Ocak 2002 tarihli Hürriyet gazetesinde, sayın bakanın resminin de kullanıldığı, Ankara mahreçli ve Turan Yılmaz imzalı haberden alınmıştır. Benim 09 Şubat tarihli yazıma, aynı gün açıklama gönderme hassasiyetinin, haberden 20 gün geçmesine rağmen, Hürriyette haberle ilgili bir açıklama göremedim. Ben de bu haberi doğru saydım. Yazımda da özet, olarak temas ettim. Adı geçen haberin hemen başında, Taşar, "Kiliseler açılıyor diye çekinmemek, korkmamak lazım." "Haçlı zihniyeti" diye buna karşı çıkmak geri kafalılıktır. Bu çabalara "insanlarımızı kandırıp Hıristiyanlaştıracaklar" diye karşı çıkanlar var" dedi. Hatta haberin sonunda cep telefonu, özel kalem telefonu ve e-posta adresine kadar yer verilmişti. Haber böyle. Türk turizminin, ülkenin ekonomik gelişmesindeki önemini müdrikim. Yanındayım. Ancak bazı kötü niyetlilerin, Turizm gayretlerimizi, kendi emellerine alet ederek bölücülük yapmalarına da asla göz yumamayız. Giresun Jandarma Bölge Komutanlığının, Pontusçularla ilgili basın açıklaması kısa bir zaman önce idi. Takdir okuyucularımındır.