Urfa'nın Harran tarihi eserleri destek bekliyor

A -
A +

Belgesel çekimleri çalışması yapmak üzere Şanlıurfa'ya gittim. Yirmi beş sene önce gördüğüm Urfa'yı tanıyamadım. Yollarını şaşırdım. Taş yapılara hayran kaldım. Bana bu hayreti yaşatanları tebrik ediyorum. Belediye başkanı sayın Ahmet Fakıbaba ile kısa bir görüşmem oldu. Balıklı göl civarı, çok kısa zamanda görülmeye değer bir duruma getirilmiş. Belediye başkanı şafakla beraber yollara düşüyor. Haddim olmayarak sordum. "Neden bu kadar erken"? Cevabı enteresan "sokaklar boşken eksiklikleri, ihtiyaçları daha iyi görüyorum". Tabii daha iyi fark edilen ihtiyaçlar da, anında gideriliyor. Maksadım sayın Fakıbaba'yı methetmek değil. Ben yazmadan da o zaten sistemi oturtmuştu. Gayem başka idarecilerimize örnek olabilmesidir. Şanlıurfa'nın tarihi eserleri çiçek gibidir. Karakoyun deresi köprüleri göz kamaştırıyor. Keşke Harran sulama kanallarından birisi bu kuru dere yatağına bağlansa idi. Şehrin görüntüsü çok farklı olurdu. Harran ilçemizin tarihi yönünü sizlere yazacağım: Harran M.Ö. iki binli yıllarda kurulmuş, yani İslamdan önce de yerleşim yeri olan 4.000 senelik. Şimdi ilçe merkezi nüfusu 9.000 kadar. Belediye çok çok küçük bütçesi ile belediye hizmetlerini yürütmeye çabalarken; bir yandan da bu kırk asırlık yerleşme yerinin, tarihi kalıntılarına da hizmet vermeye, ayakta tutmaya çalışıyor. Harran'da Yakubiye denilen, Yakup Aleyhisselamın göz yaşlarını akıttığı kuyuyu gördüm. Belediye dişinden tırnağından artırarak ihata duvarını çevirmiş. Gelen ziyaretçiler için, oturup dinlenilecek, çeşitli tabii ihtiyaçlarını giderecek tesisler yok. Belediye başkanı sayın İbrahim Özveren "hocam keşke imkanımız olsa, elimden bir tutanım olsa; Harran'ı Güneydoğunun turizm merkezi yapmak işten değildir" diyor ve susuyor. Ne yapsın? Harranlılar turizmin kokusunu almışlar. Gelen otobüsleri gören ilk okul çocukları, koşup geliyor ve kendilerince rehberliğe hevesleniyorlar. Yabancı dil yok. Kardeşleri de peşinde. Onlar da Üzerlik tohumundan makremeler örmüş, ellerinde sallaya sallaya bir liraya satmaya koşturuyor. Kültür ve Turizm Bakanlığımız Harran'a hemen yardım elini uzatmalı. İlçe halkı açılacak kurslarla turizme, fikren hazırlanmalı. Anneler babalar hizmetin önemini öğrenmeli. Bu hizmet hemen başlamalı. Bu konudaki gecikme, Urfa turizmini çok olumsuz etkileyecektir. Gecikme onulmaz prestij yaraları açar. Harran Surları 4 km uzunluğunda ve hemen hemen bin yıllıktır. Hazine değerindeki bu surlar maalesef toprağa karışmıştır. Yine aynı yaştaki Harran Ulu Camii ve bitişiğindeki medrese tam bir taş yığını halinde. Bu medrese Anadolu'da kurulan ilk Astronomi Üniversitesidir. Yakınında bir kazı çalışması başlatılmış. Etraf tel örgü ile çevrilmiş. Ulu cami kalıntılarını görmeye gidenler, Harran sıcağında uzunca bir yolu yaya gitmeye mecburdur. Halbuki tel örgünün dışından Cami kalıntısı hizasına kadar bir yol açılsa ve tam hizasından açılacak bir kapıdan kalıntılara ulaşılsa, ziyaretçiler eziyet çekmezler. Harran'a 26 km uzaktaki Han el Ba'rur Selçuklu Kervan Sarayı 900 yıllık. Şu anda tam bir harabe. Avanos'taki Sarıhan restoreden sonra ne güzel oldu. Han el Ba'rur Kervansarayı ondan daha da güzel olur. Kültür ve Turizm Bakanımız Sayın Atilla Koç'un bir emri ile Topkapı Sarayımızın her tarafı çiçek gibi oldu. Sayın bakandan, Harran Ulu Camii, 150 odalı kalesi, surları ve Han el Ba'rur Kervansarayında da, güller açtırmasını hasretle bekliyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.