Vakıf Eserler kurtarılıyor

A -
A +

30 Mayıs 2007 Çarşamba günü Vakıflar Genel Müdürlüğünden bir açılış daveti aldım. Eyüpsultan'ın girişinde bulunan, Defterdar Nazlı Mahmud Efendinin yaptırdığı Defterdar Camii'nin restorasyon sonu açılışı idi. Bundan 8 sene kadar önce bir program için aynı cami ve avlusunda çekim yapmıştım. O zamanlar caminin haziresine yabani otlardan girmekte zorluk çektim. Avlunun kıble tarafında Mahmud Efendinin türbesi vardı. Türbenin mermer lentolarının baş kısımları birbirinden ayrılmış ve 8'lik inşaat demirleri bükülerek yere düşmeleri önlenmeye çalışılmıştı. Çekim esnasında her an üzerimize devrilebilir diye korkarak çalıştık. 15 nisan 2007'de Vakıflar Genel Müdürlüğü adı geçen hazirede restorasyon başlatmış.ve 45 günde bitirilmiş. Türbe ve hazire pırıl pırıl, tuvaletleri insan girecek hale getirilmiş, caminin harim kısmında tavan tamamen elden geçmiş ve her yanı ile insana ferahlık veriyor. Başbakan Yardımcısı ve Devlet Bakanı sayın Mehmet Ali Şahin ve Vakıflar Genel Müdürü Sayın Yusuf Bayezit törende birer konuşma yaptılar. Konuşmaların kısa bir özeti: "Vakıflar Genel Müdürlüğünce yurt genelinde başlatılan onarım restorasyon çalışmaları için halen 1800 şantiye faaliyette. 5 sene önce yurt genelinde 9483 kayıtlı eser varken, bu gün bu sayı 18500'e çıkmış. Yani kayıt dışı binlerce vakıf eser kayıt içine alındı. Vakıfların aş evlerinden bütün sene boyunca, 50000'den fazla yurttaşa bizzat ayaklarına gidilerek yemek dağıtılmakta. 12 adet vakıf eserler müzesi kuruldu, tanzim edilip ve açılış aşamasına getirildi. Senelerdir çeşitli karanlık yollardan, illegal olarak yurt dışına kaçırılmış vakıf eserleri, bir dedektif titizliği ile araştırıldı ve binlerce eser tek kuruş ödemeden yurt dışından getirtildi" Defterdar Camii minaresi biraz farklı bir eser. Yaptıran Nazlı Mahmut Efendi, Osmanlı Defterdarı yani Maliye Bakanı. Eyüp'te yaygın menkıbeye göre, Mahmud Efendi camiyi yaptırınca, halk evet hayır yaptırıyor ama onun kazancı şüpheli demeye başlamışlar. O da kızar ve minare alemini yerden minarenin tepesine arkası dönük olarak atar. Eğer haramsa yerine oturmaz, helalsa oturur der. Ve alem oturur. Bu menkıbe halkın uydurduğu olumsuz bir şey. Minare alemi her camide Hilalden olur. Bu camide ise bir hokka ve içinde bir divit yani kalem şeklinde yapılmış. 1990'lardaki bir depremde, minareden hokka kalem düşer ve ne yazık ki kaybolur. İşte bu alem, yeniden yaptırılıp törenle yerine oturtuldu. Aslında Nazlı Mahmut Efendi çok iyi bir hattat idi. Mesleğinin hatırını hoş etmek için alemi hokka ve kalemden yaptırmıştır. Böyle çalışmalar yapan her kademedeki ilgilileri tebrik ediyorum.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.