Hükûmetin ekonomik tedbirlerini hızlı bir şekilde geliştirmesinden memnuniyet duymaktayız. Vergi affı ile hiç beklenmedik olumlu gelişme sağlanmıştır. Şimdi orman arazilerinden, emr-i vakilerle işgale uğramış ve dönülmez noktada olanları için de güzel kararlar almaktadır. Orman arazileri gibi, işgal altındaki vakıf arazilerinin de, takas yoluyla yasal bir duruma kavuşturulması görüşmeleri dillendirilmektedir. Devlet Bakanı ve Başbakan Yardımcısı Sayın Mehmet Ali Şahin, Edirne'de yaptığı konuşmada bu konuya da temas etmiştir. Yani özetle: "Vakıf arazileri üzerine Antalya'da ilçe kurulduğunu, birçok yerde vakıf arazilerinin işgal edilmiş olduğunu, bunun üzerinden dozerlerle geçilerek işgalin önlenemeyeceğini, yani bu emr-i vaki duruma yine bazı tedbirlerle, çözüm bulunması gerektiğini, vatandaşın da işgalinin yasalaşmasından dolayı, bir karşılık ödemesini" söylemiştir. İşgale uğramış Vakıf arazilerinden birisi de İstanbul'daki Okmeydanı'dır. Bu arazi Fatih Sultan Mehmet Han'ın şahsen vakfettiği bir yerdir. Hatta birçok kitaplarda "Dua Meydanı" diye de anılmaktadır. İstanbul'un muhasarasından önce Sultan, askeriyle beraber gelip bu tepeden, İstanbul'u seyretmiştir. Fethi müteakip de, yine fethe katılanlar bu tepede toplanmış, tayin ve terfiler burada duyurulmuştur. Gazilere ganimetler burada dağıtılmıştır. Akşemseddin hazretlerinin imamlığı ile burada namazlar kılınmıştır. Fatih'in emriyle, minberi, mihrabı ve minaresi ile bir açık hava mescidi kurulmuştur. 1453'ten sonra, her yeni hükümdar, bu vakfa titizlikle ilgi, saygı göstermiş ve hatta İkinci Bayezid Han bölgeyi daha da genişletmiştir. Belgrad, Avlonya'dan, Mekke-i Mükerreme, Kahire'ye kadar İmparatorluk arazisinde 34 adet Okmeydanı vardı. Hepsi tarumar olmuş. Okmeydanı vakıf olması hasebiyle, Vakıflar Genel Müdürlüğü'ne bağlanmıştır. Ve gecekondu furyası ile mantar gibi biten, derme çatma konutlar, bugün apartmanlar haline dönmüştür. Bu duruma göz yumanlar ise oy kaybı korkusu ile kovuşturulamamışlardı. Bu meydanda halen, çoğu Yahudi maşatlığında olan 121 tane menzil taşı vardır. Bunların hepsi meşhur kemankeşlere aittir. Bu taşlar garip ve acınacak haldedir. Sanat tarihçisi sayın İlhan Hattatoğlu, bu konuda verdiği mücadelede yalnız kalmaktadır. Üçüncü Selim Han'ın hatırasına dikilen menzil taşı, Fetihtepe Spor Kulübü'nün top sahasının hemen altında, bir mezbeleliktedir. Vakıf arazilerinin takas işlemi, yeni emrivakileri davet etmemelidir. Okmeydanı bir yolla ve vatandaşı fazla mağdur etmeden korunmalıdır. Büyükşehir Belediye Başkanlığımız, eğer başka bir tedbir düşünülemiyorsa, bu taşları oradaki maşatlıktan kurtarıp, Miniatürk park alanına naklini sağlamalıdır. Ancak aslolan, menzil taşlarının, ayak taşları ve her birinin kitabelerinin de bulunarak asıl yerlerinde korumaya alınmasıdır. Sayın başbakanımız, büyüdüğü semt olarak da, bu dertleri, yakinen bilmektedir. Bu konuda hızlı bir çalışma başlatmalarını acilen beklemekteyiz...