Dünya bir yerlere doğru gidiyor. Son 10 senede gündemde kalan bazı konular, birilerinin planlarını açığa koymaya başladı. Önceleri atmosfere sera etkisi yapan gazlarının salınımının kontrolü çalışmaları dillendi. Ardından Dünyayı saran ozon tabakasının inceldiği ve Kuzey Kutbu yakınlarında delindiği feryadı. Güney Kutbu başta olmak üzere, Kutuplardaki milyonlarca senedir mevcut buzulların hızla erimeye başlaması görüntüleri. En son da Küresel Isınma ve onun sonucunda küresel kıtlıklar ve büyük kitlesel göçlerin başlaması ihtimalleri. Artık petrol savaşları değil su savaşları olacak kehanetleri. Nasıl! karanlık, iç sıkıcı ve kasvetli bir tablo! Neredeyse öğrenciler karnelerindeki zayıfları küresel ısınmaya bağlıyacaklar. Ama bilinmelidir ki; Küresel ısınmaya yoksul ülkeler sebep olmadı. Sanayileşmiş ülkeler bu gelişmeyi, keselerini doldurmak için kullandılar. Sanayi atık ve artıklarının havaya gidenlerini, zaten uçup gidiyor iz bırakmıyor diye atmosfere saldılar. Hızla kirletmeye de devam ediyorlar. Katı atık ve artıları ise sahibi ve faili meçhul zehir bidonlarını kendi ülkeleri Dışındaki her denize bırakıverdiler. Hele nükleer atıkları, Dünyada yaşayan ve yaşacak milyarlarca insanın binlerce senesini karartacak şekilde Okyanuslara bıraktılar. Bu olumsuz gelişmeler dünyayı sarmışken, Batılı bir çok devletin yetkilileri aralarında gizli anlaşmalar yapıyorlar. Birinci Dünya Harbi ve İkinci Dünya Harbi öncesinde bu devletler böyle gizli anlaşmaların yüzlercesini imzaladılar. Sonuç insanlık için yıkım oldu. Bu anlaşmalar küresel savaşların habercisidir. Şu andaki gerginlikler, her an sıcak bir çatışmaya dönüşmek üzeredir. Bir gün bir deli çıkar da amaaan ne olursa olsun deyip; fitili ateşlerse, Dünya işte o zaman en büyük felaketi yaşayacaktır. Böyle bir kargaşayı; insanını vatan, millet, bayrak ve istiklal aşkı ile yetiştiren Devletler; en az zararla atlatacaktır. Düne kadar bütün dünyanın, petrol başta olmak üzere yer üstü ve altı bütün zenginliklerini sömürgeci zihniyeti ile ülkelerine taşıyanlar, şimdi su savaşlarını haber veriyorlar. Anlaşılan o ki, suyu olan ülkelere saldıracaklar. Muhtemel saldırılarına bu günden zemin hazırlıyorlar. Onlar değimliydi ki G-8 zirvelerinde dünyanın nüfusunu % 10 ile % 25 arasında azaltmayı planlayanlar. Elbette onlardı. Şimdi su bahanesiyle bu cinayet planlarını uygulamaya başlayacaklar. Böyle bir Global çatışmada en önemli tedbir; Milli Savunma Sanayinin ülkeye yeterliliğini sağlamaktır. Bu yapılmaz veya eksik kalırsa, elinizde paranızda olsa başka devletlerin tezgahlarındaki gemileriniz orada kalır. Gemiler, Uçaklar, Tanklar, Telsizler ve haberleşme vasıtaları, yani her türlü savaş araç ve gereçleri mutlaka ülke içinde ve Milli imkanlarla üretilmelidir.