Yargının bağımsızlığı adaleti tecelli ettirir

A -
A +

Mayıs 2005 günü birçok televizyon haberinde, İsrail'deki bir mahkemede, hem de duruşma salonunda, görevini yapmakta olan hakimin gözleri önünde; davalı ve davacı ile bunların yakınlarının, kıyasıya kavga ettiklerini gördük. Kavgacılar salonda ellerine ne geçerse, karşı tarafa kıyasıya fırlatıyorlar. Tabii bu arada hakim dahil adalet görevlileri de, can derdine düşmüşler. Bir yerlere sinmişler. Olay sonunda duruşma hakimi, bir daha iki tarafı aynı anda salona almayacağını söylüyor. Bu şartlarda görev yapan mahkeme ne kadar adil karar verebilir. Bana göre veremez. Çünkü hakim bile can derdine düşüyor. Ülkemizde duruşma salonlarında olmasa da, koridorlarda kıyasıya kavgalar olmakta ve hatta silahlar da patlamaktadır. Bir devlet adaleti ülkesinde tecelli ettirtmek ve hakim kılmak isterse, bunu aldığı tedbirlerle de sağlarsa; o ülke ve devlet uzun ömürlü olur. Aksi takdirde tarihte pek çok misalleri gibi tez elden yıkılır gider. Son İsrail olayı bana Fatih döneminde yaşanan bir olayı hatırlattı. İstanbul'un fethinden sonraki zamanlar... Devlet merkezi Edirne ve Enderun denilen saray okulu da Edirne'de. Bu okulda okuyan gençlere Enderun Ağası denir. Bir gün Yüce Fatih'e Edirne Kadısından bir şikayet gelir. Enderun ağalarından Davut isimli genç, Edirne Kadısına makamında bir tokat vurmuştur. Sultan derhal cezalandırılmasını emreder. Zira adaletin temsilcisine bir saldırı söz konusu. En ağır cezaya çarptırılacaktır! Bu Enderunlu genç istikbal vaat eden, zeki çalışkan birisidir. İlerde devlete büyük hizmetleri beklenmekte. Ama Kadıya tokat vurmuştur. Suçludur. Birçok aracılar sultana bağışlanmasını arz etseler de netice değişmez.. Bu arada Fatih'in huzuruna bir tanınmış fakih, yani fıkıh âlimi çıkar. Ve Sultana der ki: Efendim bu Davut, Kadı efendiye makamında tokat vurmamıştır. Kadı kendi makamında Davut Ağaya bağırmış. Davut da bunun uygun olmadığını ve Kadının hata ettiğini yüzüne söylemiş. Kadı efendi de makamından öfke ile kalkıp elindeki sopa ile Davut'un üzerine yürümüş, Davut da kapıdan çıkınca, Kadı efendiye bir tokat vurmuş. Yani tecavüz makamda olmamış. Kadı makamından çıkınca olmuş yani ceza icap etmez, der. Fatih, bakar ki olaya güzel bir "kılıf" bulunmuş, kendisine "peki" demek düşer! Aradan uzun zaman geçer. Enderunlu Davut, Padişaha bir hususu arz edecektir. Huzura kabul edilir. Koca Fatih, yanında sakladığı kızılcık sopası ile Enderunlu Davut'u huzurda evire çevire bir güzel döver. Zira adalete ve adamına tecavüz söz konusudur... Davut Ağa daha sonraları meşhur Koca Davut Paşa olmuştur. Fatih'in vefatından sonra, bu dayak olayını hatıralarında anlatıyor. "Bu dayak beni adam etti" diyor ve Fatih'e dualar ediyor. Davut Paşa, Fatih devrinde Anadolu Beylerbeyliği yapmış, Otlukbeli, Boğdan, Macaristan ve Arnavutluk seferlerinde bulunmuş ve büyük başarılar kazanmıştır. Bugün Fatih ilçesindeki Davutpaşa Mahallesini ve Külliyesini kesesinden yaptırmıştır. II. Bayezit zamanında, 1483'ten itibaren tam onbeş sene Sadrazamlık yapmıştır. Yani Osmanlının ikinci adamlığını... Adaletin kestiği parmak acımaz. Adaleti baş tacı eden devletler güçlü ve uzun ömürlü olurlar.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.