19 Ocak 2002 günü bazı gazetelerde, Turizm Bakanı sayın Mustafa Taşar'ın, bir beyanatı yayınlandı. Sayın Taşar diyor ki: "Kiliseler açılıyor diye çekinmemek, korkmamak lazım. Haçlı zihniyeti diye, buna karşı çıkmak geri kafalılıktır. Bu çabalara insanlarımızı kandırıp Hıristiyanlaştıracaklar diye, karşı çıkanlar var. Benim insanlarım inanç bakımından bu kadar zayıfsa söyleyeceğim bir şey yok..." Bu mantıktan hareket edersek Tekke ve Zaviyeler yeniden mi açılmalı. Ya da buraları kapatan Ulu Önder Atatürk'ü gericilikle suçlayabilir misiniz? Osmanlı devleti tarihte gelmiş geçmiş devletler arasında, din hoşgörüsünü uygulayan tek devlettir. Onun devamında kurulan Türkiye Cumhuriyeti devleti de, aynı hoşgörüyü halen göstermektedir. Sayın bakan beyin, yukarıdaki sözlerine katılmıyorum. Olaylara bu gözlükle bakmak hatadır. Ancak şu anda devletimizin birliği, bölünmezliği üzerinde tezgâhlanan oyunlar, yeni Kilise açılışlarının, hiç de bu kadar saf niyetlerle olmadığını, açıkça ortaya koyuyor. Bugün Ankara, İstanbul, İzmir, Samsun gibi birçok büyük şehrimizde, Apartman Kiliseler, yerden mantar biter gibi, peş peşe açılmaktadır. Daha dün yayınlanan nüfus sayımı sonuçlarına bakarsak; Türkiye'deki gayri müslim, yani Katolik, Ortodoks, Protestan vs. gibi kilisede ibadet edecek insan sayısını, mevcut kiliselerin yüzde biri kadar kilise yeter de artar. Mevcutları ihtiyaçtan çok fazla olmasına rağmen; yeni yeni kiliseler açılması; Hıristiyanlık propagandası yaparak, Türklerden yeni Hıristiyanlar kazanmak içindir. Bu ise, kendi cemaatleri için safiyane dini bir çalışma değildir. Türkiye'yi bölmek isteyen hainlerin, dini perde yapan sinsi planlarıdır. Ana plan ise, böyle çalışmalarla Karadeniz kıyılarında, Fatih'in tarihe gömdüğü Pontus devletini hortlatmaktır. Bugün İstanbul'un bazı kitapçılarında, Hıristiyanlık propagandası yapan kitaplar, başta İncil olmak üzere bedava verilmektedir. Buralara uğrayan öğrencilere, kitap, kalacak yer ve cep harçlığı verme teklifleri yapılıyor. Böyle yüzlerce gencimizi kandırıyorlar. Muhtelif evlere sohbet için çağırıp, bu gençlere çengel atılıyor. Türk turizmine her türlü katkıyı yapmaya milletçe amadeyiz. Ancak İnanç Turizmi adı altında, Samsun ve Trabzon'dan fakir köylü çocuklarını Yunanistan'a ve hatta Aynaroz'a götürmeye dur demenin zamanı da gelmiştir! Avrupa birliğine girmemiz için; Kiliseler konusunda uysal davranmamız mı istenmektedir? Türk tarihinin yeniden yazılması mı şart ediliyor? Türk örf ve adetinin bir yana itilerek, her türlü ahlaksızlığa, modernlik adı altında göz yumulması ev ödevimiz mi? 1860'larda Türk illerine görevli giden İngiliz Casusu Arminius Wambry (Sahte Derviş Reşid), İngiliz (Foreing Office) Dışişleri Bakanlığına verdiği raporunda; "Hiyve, Taşkent, Semerkand, Buhara gibi yerlerde; Türk halkının afyonkeş yapıldığını; her türlü uyuşturucuyu, Rusların Türklere, bedava denecek kadar ucuz temin ettiklerini; eğer böyle giderse, Rusların kısa zaman sonra bu Türk illerini rahatça işgal edeceğini; afyonkeşliğin bir zamanlar ilim merkezi olan medreselere sızdığını, namus konularında, ahlaksızlığın hızla yayıldığını" yazmaktadır. Pontusçuların ve Yunanistan'ın, devlet düşmanı bölücü örgüt ile ortak çalışmasının sebebi, artık ayan beyan ortaya çıkmıştır. Türkiye'deki misyonerlik faaliyetleri tamamen milli bütünlüğümüzü bölmeye ve özgürlüğümüzü rehin almaya yöneliktir. Neye mal olursa olsun durdurulmalıdır!