Evet canı gönülden inanıyorum ki, bugün manevi buhranlar içinde kıvranan gençliğimizin kurtuluşu Yeşilay Cemiyetinin çalışmalarıyla sağlanacaktır. Peki Yeşilay'ı tanıyor muyuz? Bu cemiyet niçin ve ne zaman kuruldu? Kendi refahlarını, başka milletlerin yıkılıp esir edilmesinde arayan Avrupa'nın sözde medeni milletleri, gelecekleri için Osmanlı devletini yıkmayı şart bildiler. Bunun için el ele verdiler. Zira Osmanlı devleti maddi, manevi yetenekleriyle örnek insanlar yetiştiriyordu. 1800'lü yıllardan itibaren "ŞARK Meselesi" kod adıyla başlattıkları Türk toplumunu çökertme çalışmaları, 1850'lerde meyvelerini vermeye başladı. Devletin üst kademesindeki birçok yetkili Avrupalılaşmak uğruna, konaklarına envai çeşit içkiler getirip âlemler düzenlemeye başladılar. Halk bu durumu benimsemiyordu. Abdülaziz Han'ın tahttan indirilip; bilahare bilekleri kesilerek şehid edilmesine sebep olan, Hüseyin Avni, Mütercim Rüşdi, Kayserili Ahmet ve Mithat paşalar bu başarılarını, Bayezid'deki Mithad Paşa'nın konağında, içkili olarak kutlarlarken, Abdülaziz Han'ın kayınbiraderi Yüzbaşı Hasan bey tarafından silahla tarandılar. Beş kişi sarhoş olarak oracıkta öldüler. Midhat Paşa, konağın mutfak dolabına saklanarak ölümden kurtuldu. Daha sonra içki alışkanlığı alt kademelerde de yayılmaya başladı. Mondros Mütarekesinin hemen akabinde, mütareke şartlarına aykırı olarak, şehidler diyarı yurdumuzun birçok bölgesini Müstevliler istila ettiler. Beş seneye yakın zaman kaldıkları İstanbul'da, kültürümüze futbolu ve ayyaşlığı kattılar. İçki alışkanlığı halka da yayılmıştı. Bugün ülkemizde, sarhoşluk sebebiyle yıkılan her yuvanın, işlenen her cinayetin vebali İngilizlerin boynunadır. Bize o zaman yaptıkları, şimdi kendi bacaklarına dolanmaktadır. Çünkü, şu anda 13-17 yaş grubunda olan İngiliz gençlerinin % 35'i uyuşturucu ve alkol bağımlısıdır. Kendi gençlerinin bu hastalığı için, bizleri suçlamaya kalkışıyorlar. Halbuki kendi kötülükleri bugün karşılarına çıkmıştır. Eden bulur. Koca Çin kıtası insanını afyona alıştıran da İngilizlerdir. Bu, vesikalarla sabittir. Yeşilay Cemiyetimiz, İngilizlerin bu alkol ve şer yayıcılığından, insanımızı korumak için 5 Mart 1920'de kuruldu. Ancak Yeşilay, milli menfaatlere hâdim cemiyetlerden sayılmasına rağmen gerekli ilgi ve desteği görememektedir. Başındaki millet perver insanların şahsi gayretleri ile ayakta durmaktadır. Üstelik bu insanlar, bizden maddi bir destekten ziyade, manevi destekler beklemektedir. Sahnelerde şarkılar söyleyen sanatçılardan futbolculara kadar nicelerine, devletimizin en üst kademelerinde devlet madalyaları verilirken, böyle hayır kurumlarından bir kişiye nasılsınız diye bile sorulmamıştır. Halbuki bu insanlar başımızın tacı olmalıdır. Türkiye'de son on yılda, 3.136.000 (Üç milyon 136 bin) adet trafik kazası olmuştur. Yani bir yılda 313.000 kaza, günde 300 trafik kazası. Yapılan istatistiklere göre, Türkiye'deki trafik kazalarının %70'i sarhoşluk kaynaklıdır. Bu hali kötülemek yerine, maalesef medyanın haber bültenlerine, polis tarafından ALKOLLÜ SÜRÜCÜ ibaresi ile haber geçilmektedir. Ne demek alkollü. Şuna desenize, SARHOŞ, AYYAŞ! Nedense itina ile sarhoşların incinmesinden korkuyoruz. Halbuki onların on senede ölümüne sebep oldukları 82.000 insanın kan bedeli olarak, biraz aşağılamamız, azarlamamız daha demokratik olacaktır. On senede sarhoşların sebep olduğu kazalarda 1.066.000 insanımız yaralanmıştır. Bunların ise % 60'ı ömür boyu sakat kalmıştır. Avrupa Birliği, ülkemize olmadık üyelik şartlarını dayatmaktadır. Ülkeyi kan gölüne çevirenleri bile ölüm cezasından kurtarmayı kendilerine insanlık vazifesi biliyorlar. IMF de öyle. Peki bu Avrupa Birliği ve IMF, etkin bir uyuşturucu ve alkolle mücadele programını şart koşsaydı ya! Olmaz, zira o zaman Türk özüne döner ve artık onların yardımına muhtaç olmazdı... Yeşilay'ın çalışmaları okullarımızda ders programı olarak okutulsa ne güzel olurdu. Gün bu gündür. Yeni eğitim yılı için, böyle bir çalışmayı başlatmasını sayın Milli Eğitim Bakanımızdan beklemekteyiz. Böyle bir çalışmayı her yönden desteklemek medyamızın milli görevidir. Yoksa yarın çok geç kalınmış olacaktır...