Kul hakkı o kadar önemlidir ki; açlıktan ölmek üzere olan bir kimse, ölmüş köpek ile başkasına âit koyun eti bulsa, ikisini de yemek harâm ise de, başkasının malını yemeyip, köpeği yemesi lâzımdır. Köpek yok ise, başkasının malını, ancak ölmeyecek kadar yiyebilir. Bu hüküm kul hakkının durumunu açık bir şekilde bildirmektedir. Mü'mine sert bakmak da kul hakkına girer. Ayrıca gıybet, kalb kırmak ve su-i zan da, kul hakkıdır. Bundan kurtulmanın tek yolu, hak sahibinden helâllik dilemektir. Haklı olsak bile yine de gidip "Sen haklısın, arkadaş beni affet" demektir. En çok da, karı-kocanın birbirlerine hakkı geçer. Bunun için erkek sabah evden çıkarken hanımıyla helâlleşmelidir. En güzeli herkese hakkını helal etmektir. Herkese hakkını helal eden dünyada da ahirette de kârlı çıkar. Ölümün ne zaman geleceği belli olmadığı için devamlı tevbe edilmeli, kul hakkı altında kalmamaya dikkat etmelidir. Yâni, hakları sahiplerine verip helâlleşmelidir. Allahü teâlânın haklarını da ödemek lâzımdır. Bu hakların en önemlisi, İslâmın beş şartını yerine getirmektir. Namaz kılmayan bir kimse, Müslümanların hakkını da vermemiş oluyor. Çünkü, her namazda oturunca, (Ve alâ ibâdillahissâlihîn) diyerek müminlere duâ etmek vazîfemizdir. Namaz kılmayanlar, müminleri bu duâdan mahrum bırakıyor. Hakları olan bu duâyı yapmıyor. Kısaca Allahü teâlânın emirlerini yerine getirmeyen ve kendi nefsi için başkasının hakkını yiyen veya başkasını aldatanlar, hak sahipleri ile helâlleşmedikçe affedilmeyeceklerdir. Hadîs-i şerîflerde buyuruldu ki: "Bir dirhem gümüş kıymetinde harâm alan kimseyi, yirmibeşbin sene Cehennemde bırakacaklardır." "Helâle, harâma dikkat ederek çalışıp kazanan kimseyi, Allahü teâlâ çok sever." "Bir zaman gelecek ki, insanlar, yalnız malın, paranın gelmesini düşünüp, helâlini, harâmını düşünmiyecekler." Tel: 0 212 - 454 38 21 www.mehmetoruc.com e-mail: mehmet.oruc@tg.com.tr