Abdullah Harrâz hazretleri buyurdu ki: "Kulların en aşağısı, namazını ve tesbîhini kendi gözünde büyüten, yaptığı ibâdetler sebebiyle, Allahü teâlâ katında kıymeti olduğunu zanneden kimsedir. Eğer Allahü teâlânın ihsânı ve rahmeti olmasaydı, peygamberlerin (aleyhimüsselâm) işlerinin bile ne kadar zor olduğu görülürdü. Nasıl böyle olmasın. Peygamberlerin en üstünü ve Allahü teâlâya en yakın olan Resûlullah Efendimiz bile, Allahü teâlânın rahmetinin kendisini örttüğünü buyurmuşlardır." Eski ümmetlerde bir âbid yani çok ibadet eden kul vardı. Küçük bir adada yaşardı. Bu kimse beş yüz sene bu adada Allaha ibâdet etti. Allahü teâlâ, kendisine parmak kalınlığında kaynayan tatlı bir su ile her gün bir meyve veren bir nar ağacı verdi. Her gün bu su ile abdestini alır, susadığında içer, karnı acıktığında o bir narı yer karnını doyururdu. Bütün zamanını ibâdet ile geçiriyordu... Bu kimse Allahü teâlâdan, rûhunu secde eder vaziyette iken almasını istedi. Ve âhirete kadar bu şekilde kalmasını diledi. Dileği yerine getirildi. Sonra Allahü teâlâ, âhirette: - Kulumu rahmetimle Cennete koyunuz, buyurdu. O kimse buna itirâz edip: - Ben yaptığım amellerin karşılığı olarak cennete girmek istiyorum, dedi. Bunun üzerine, Allahü teâlâ, meleklere emir vererek yapmış olduğu amellerin hesabının yapılmasını istedi. Yapılan hesapta yapmış olduğu beş yüz yıllık ibâdetin sevabının, sadece göz ni'metinin şükrü bile olmadığı görüldü. Yâni göz ni'meti, kulun yaptığı beş yüz yıllık ibâdetten daha ağır geldi. Bunun üzerine Allahü teâlâ, bu kimsenin cehenneme atılmasını emretti. O kimse hatâsını anladı. Allahü teâlâya yalvarıp, rahmeti ile muâmele yapmasını istedi. Allahü teâlâ da kendisine acıyıp, rahmeti ile muâmele ederek, onu Cennetine koydu. Abdullah-ı Dehlevî buyurdu ki: "Nefsinin arzularına tâbi olan, Allahü teâlâya nasıl kul olur? Ey insan! Kime tâbi isen onun kulu olursun." Tel: 0 212 - 454 38 21 www.mehmetoruc.com e-mail: mehmet.oruc@tg.com.tr