Mısır evliyâsından Ali Havâs Berlisî hazretleri buyurdu ki: "Dostunu, ahbabını ziyâret eden, ziyâret ettiği kimsede gördüğü ayıp ve hatalarını kimseye söylemeyip, onda gördüklerini saklayabilecekse, ziyârete gitmesi edebdendir. Eğer gördükleri ayıp ve hatalarını muhâfaza edemeyip başkalarına söyleyecekse, ziyâreti terk etmesi daha iyidir." Tabiînden hadîs ve fıkıh âlimi, velî Mutarrif bin Abdullah herkesin kendi aybını görmesini isterdi. Eğer insan kendi ayıplarıyla meşgul olursa; başkalarının ayıplarını görecek ve onlarla uğraşacak zaman bulamayacağını beyan eder ve "İnsanların pek çoğu hatâ içindedir. Bu halleriyle kusurlarını unutup, başkalarının hatalarını anlatan ve onlarla uğraşan da yine kendileridir" buyurdu. Ebu Süleyman Darani buyurdu ki: "Kul, Allahü teâlâdan hayâ ederse, Allahü teâlâ onun ayıplarını örtüp, insanlardan gizler, hatâlarını affeder. Kıyâmet günü onun hesabını kolay eyler." Ali bin Muhammed buyurdu ki: "İnsanların kalblerini kazanmayı, hoşnut ve râzı etmeyi isteyerek, herkese iyilik et İyilikten ayrılma. Bu yolda insanlara hizmetin devamlı olsun. Çünkü insan, iyiliğin kölesidir. Sana bir sıkıntı ve zarar gelirse, sen bunu yapanlara karşı gücün yettiğinde affedici ve hatâlarını görmeyici ol!" Muhammed Sübkî'nin şiirlerinden birisinin tercümesi şöyledir: "Arkadaşını, her hatâsından dolayı ayıplama, yoksa arkadaşlarını kaybedersin, insanlara, huylarına göre muâmele et. İnsanlarla, onlara uyum göstermek sûretiyle arkadaşlık et. Onlara devamlı i'tirâz edici olma. Eğer birisi senden bir şey isterse, ona yüzünü ekşitme. Senin böyle yapman, onun için öldürücü zehirdir. Hayatta olduğun müddetçe, ne bir arkadaşını, ne bir yakınını, ne de tanımadığın kimseyi kendinden uzaklaştırma. Kimsenin hatâlarını araştırma!" Tel: 0 212 - 454 38 21 www.mehmetoruc.com e-mail: mehmet.oruc@tg.com.tr