İbni Mesûd radıyallahu anh rivayet eder: "Kıyamet günü kadın veya erkeğin elinden tutulur ve 'işte bu, falancanın oğlu falancadır, bundan kimin alacağı varsa gelsin hakkını alsın' denir. Bu arada bir kadının kocasında, oğlunda veya kardeşinde bir hakkı olmasına sevinir. Çünkü âyet-i celîle'de, 'O gün aralarında soy yakınlığı fayda vermez ve birbirlerine de bir şey soramazlar' buyurulmuştur. Gerçi Allahü teâlâ kendi hakkından dilediği kadarını bağışlar, fakat kul haklarından hiçbir şey bağışlamaz, insanı hesab için hazırlar ve hak sahihlerine: Gelin hakkınızı alın! buyurur. Kul: Onları dünyada mahvettim, alacaklarını vermedim, ben şimdi onlara bu hakkı nereden ödeyeyim? der. Allahü teâlâ meleklere: Bunun salih amellerinden alın, herkese hakkını verin! buyurur. Şayet o kimse Allah'ın sevdiği bir kimse olup bir zerre olsun fazla ameli bulunursa Allahü teâlâ onu çoğaltarak cennete kor. Şayet kötü bir insan olup kendisinde amel kalmazsa, melekler: Ya Rabbi, ameli bitti fakat daha alacaklılar var, derler. Allahü teteâlâ: Onların günahlarını alın, bunun günahlarına ekleyin, sonra da bunu cehenneme atın! buyurur..." Kul hakkından kurtulmanın en kısa yolu, kimsenin hakkını yememek, herkese yumuşak davranmak, iyilik etmektir. Nitekim hadisi şeriflerde buyuruldu ki: "Allahü teâlâ refîktir. Yumuşaklığı sever. Sertlik edenlere vermediği şeyleri yumuşak davrananlara ihsân eder. Başkalarına vermez." "Yumuşak olanlar ve kolaylık gösterenler, hayvanın üzerinde, yularını tutan kimse gibidir. Durdurmak isterse, hayvan ona uyar. Taşın üzerine götürmek isterse, hayvan oraya koşar." "Din kardeşine karşı güler yüzlü olmak, ona iyi şeyleri öğretmek, kötülük yapmasını önlemek, yabancı kimselere aradığı yeri göstermek, sokaktan, taş, diken, kemik ve benzerleri gibi çirkin, pis ve zararlı şeyleri temizlemek, başkalarına su vermek hep sadakadır." Tel: 0 212 - 454 38 21 www.mehmetoruc.com e-mail: mehmet.oruc@tg.com.tr