Hadîs-i kudsîde buyurdu ki: "Ey insan oğlu! Ömrünü hep dünyayı istemekle geçirdin. Cenneti ne zaman isteyecek, onun için ne zaman amel edeceksin? Sabahleyin dünya işi için üzüntülü kalkan, bana kızarak sabahlamış olur. Şaşarım o kimseye ki, dünyadan gitmesi yaklaştığı hâlde, o hâlâ dünyaya dalmış gidiyor. Dünyaya taptınız, beni görmeği unuttunuz! Dünyayı sevenin yakîni yoktur. Ona harîs olanın tevekkülü yoktur. Onu istemekte ileri gidenin, ma'rifeti yoktur. Geçici ni'met, bitici hayat ve fâni şehvet elde eden, kendine zulmetmiş rabbini unutmuş ve dünya hayatı onu aldatmıştır. Ey insan oğlu! Dünya sevgisi ile kalblerinizi öldürmeyiniz! Dünyaya rağbetiniz gibi, bana rağbet etseydiniz, iki cihanda iyilerden olurdunuz. Ey insan oğlu! Dünyayı sevdiğin hâlde, benim muhabbetimi nasıl istersin. Benim muhabbet ve rızâmı dünyanın terkinde ara! Dolu kalbini bana ibâdet için boşalt, bedenini rahattan çek! Ey insan oğlu! Dünyayı tanıyıp atan, hâlis olur. Âhıreti bilip onun için çalışan, vâsıl olur. Rızâmı arayan, aza kanâat etmesi için dünyayı terk etsin! Ey insan oğlu! Helâl sana, damla damla, haram ise sel gibi gelir. Eğer, seli terk edip, yüzünü damla damla gelene çevirirsen, hâlin ve kalbin benimle saf olur. Âyet-i kerîmelerde buyuruldu ki: "Biliniz ki, dünya hayatı ancak, oyun ve mal kazanmak için boş yere sıkıntı, çekmek, elbise konak gibi süsler ve aranızda neseb ve makam övünmeleri, mal ve evlâdla iftihar etmektir. Bunlar şuna benzer ki, yağmur tohumları bitirdiği zaman, çiftçiler onu görüp hayret ve sevinç içinde olurlar. Sonra sen onu bir âfetten sararmış, küçülmüş parçalanmış görürsün. İşte dünya hayatı böyle çabuk geçer. Dünya hayatını ve süsünü beğenenlere âhırette şiddetli azâb vardır. Dünya zînetini bırakıp âhıreti beğenenlere Allahü teâlâdan magfiret ve rıdvân vardır. Dünya hayatı ancak, aldatıcı ve çabuk geçicidir." "Mal ve evlâd dünya hayatının süsüdür. Bâkî olan, sâlih ameller, rabbinin katında, mal ve evlâdlardan ve dünyalıklardan iyidir."