Huzeyfe hazretleri anlatır: "Resûl-i Ekrem ile namaz kılıyordum. "Bekara" sûresinden okumaya başlamıştı. Rahmet âyeti geldiği vakit Allah'dan rahmet diler, azâb âyeti geldiği zaman Allahü teâlâya sığınırdı. Tenzih âyeti geldiği vakit, Allahü teâlâyı tesbih ve takdis ederdi. Kur'ân-ı kerîmi bitirdiği zaman Resûlulah şöyle duâ okurdu: "Allahım! Kur'ân-ı kerîm hürmetine bana rahmet eyle, Kur'ânı bana îmân, nûr, hidâyet ve rahmet kıl, Allahım Kur'ân-ı kerîmden unuttuğum oldu ise bana hatırlat, anlamadığım olduğu ise bana anlat, gece ve gündüzde Kur'ân okumayı bana nasib et, Kur'ân-ı kerîmi lehimde hüccet kıl. Ey âlemlerin Rabbi." Bildirdiği diğer iki hadis-i şerif ise şöyle: "Dünyayı ahiret üzerine tercih eden kimseyi Allahü teâlâ üç şeye müptela kılar. Kalbinden hiç çıkmayan sıkıntı. Hiç kurtulamadığı fakirlik ve doymak bilmeyen hırs" Huzeyfet'übnü Yemân buyurdu ki: "Öyle bir zamanda bulunuyorsunuz ki, sizden biriniz bildiğinin onda dokuzu ile amel edip birini terk ederse helake gider. Öyle bir zaman gelecek ki, o zaman bildiğinin yalnız onda biriyle amel eden kurtulacaktır. Çünkü o zaman, amel edenler çok azalacaktır." Bir kişi Huzeyfet'übnü Yemân'a "Ben nifaktan korkuyorum" deyince, Huzeyfe "Eğer münafık olsaydın nifaktan korkmazdın, çünkü münafık nifaktan emindir, korkmaz." buyurdu. "Eğer gönüller manevî pisliklerden temiz olsaydı, Kur'ân-ı kerîmin zevkine doymazlardı." Huzeyfet'übnü Yemân'a sordular: "Hayatta olduğu halde ölü sayılan kişiler kimlerdir?" Buyurdu ki: "Gördüğü kötülüğe eli ve dili ile mani olmayan veya kalbi ile buğzetmeyen kimselerdir..." "İnsanlar öyle bir zaman yaşayacak ki; bir kişi için, ne kibar ve ne akıllı, diyecekler. Halbuki onun kalbinde zerre kadar imân izi olmayacaktır." "Münafık kimdir?" denildiğinde "İslâmiyyetten bahsedip de onunla amel etmeyen, O'na uymayandır" buyurdu.