‘Kadınlara, çocuklara dokunmayın!'

A -
A +

Hicretin sekizinci senesinde, Mûte savaşı oldu. Resûl-i Ekrem Busra reîsi olan Emîre bir mektup göndererek O'nu İslâmiyyete davet etmişti, bunlar, Resûl-i Ekrem'in elçisine hüsn-i kabûl göstereceklerine elçiyi katletmişler, müslümanlara karşı harp yapacaklarını ilân etmişlerdi. Bunun üzerine Resûl-i Ekrem 3000 kişiden meydana gelen bir kuvvet hazırlamış onu Zeyd bin Hârise'nin kumandasına vermişti. Ordu gitmeğe hazırlandığı sırada, Hz. Abdullah bin Revâha, peygamber efendimizin yanına varıp vadalaştıktan sonra: "Yâ Resûlallah! Bana ezberleyeceğim ve aklımdan hiç çıkarmayacağım bir şeyi emir ve tavsiye buyurur musunuz?" dedi. Peygamber efendimiz O'na: "Sen, yarın Allah'a pek az secde edilen bir ülkeye varacaksın, orada secdeleri, namazları çoğalt!" buyurdu. Hz. Abdullah bin Revâha, "Yâ Resûlallah! Bana, nasihati artırır mısınız?" dedi. Peygamberimiz: "Allahü teâlâyı dâima zikret, hatırla çünki, Allah'ı zikir, umduğuna ermende sana yardımcı olur" buyurdu. Peygamber efendimiz, Seniyyet'ül Vedâ'da mücahidlerle vedalaştı. Onlar; "Haydi Allah'ın ismi ile gazâ ediniz. Allah'ın ve sizin Şam'da bulunan düşmanlarınızla çarpışınız! Orada nasrânîlerin kiliselerinde, halktan ayrılmış kendilerini ibâdete vermiş, bir takım kimseler bulacaksınız, sakın onlara dokunmayınız! Siz, ne bir kadını, ne süt emen bir çocuğu, ne yaşlanmış bir pîr-i fâni'yi öldürecek, ne bir ağaç yakacak veya kesecek, ne de bir ev yıkacaksınız." buyurdu. Hz. Abdullah bu savaştan geri dönemedi, şehid oldu. Hz. Abdullah bin Revâha, dinine son derece bağlı, dünya malına ve rütbesine kıymet vermezdi. Allahü teâlâya ibâdet etmekte ve Peygamber efendimizin emirlerini ölüm pahasına da olsa yerine getirmekte eşine az rastlanırdı. Şehit edildiği Mute savaşında bunu gösterdi; 3 bin kişilik asker ile 100 bin kişilik Rum askerin üzerine yürümekten çekinmedi. Tarihte eşine az rastlanır kahramanlıklar gösterdi. Bir defasında, Peygamber efendimizin, hutbe okurken cemaate "oturunuz" buyurduğunda, Hz. Abdullah bin Revâha, mescidin dışında bir yerde bulunuyordu ve hemen olduğu yerde oturdu, hutbe bitinceye kadar, hiç kımıldamadan orada bekledi. Onun bu hareketi, Peygamberimize ulaştırılınca, Peygamber efendimiz, "Allahü tealâya ve Resûlüne gösterdiğin itaatte Allahü teâlâ hırsını artırsın" buyurdu.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.