‘Yâ Rabbi, onu doğru yolda bulundur!'

A -
A +

Cenâb-ı Hak, Eshâb-ı kiramın hepsinden razı olduğunu bildiriyor. Eshâb-ı kiram aralarındaki bazı meselelere rağmen birbirlerini çok severlerdi. İstisnasız Eshabın hepsini sevmek Ehli sünnetin şartıdır. Hz. Muaviye de Eshâb-ı kirâmdan hatta büyüklerindendir. Ayrıca Resulullah efendimizin kayın biraderidir. Bunun için O'nun da son sözlerine yer vermeden geçemedik. Peygamberimizin, "Yâ Rabbi, onu doğru yolda bulundur ve başkalarını da doğru yola götürücü kıl" ve "Yâ Rabbi! Muâviye'ye yazı ve kitab öğret, onu azabından koru" "Yâ Rabbi! Onu memleketlere hakim kıl" duâlarıyla şereflenmiştir. Hz. Muaviye vahiy katibidir. Vahiy katibliğine alınması, Cebrâil aleyhisselâmın bildirmesi ile olmuştur. Hz. Cebrâil'in getirdiği Kur'ân-ı kerîmi ve Peygamberimiz'in mektublarını yazardı. Peygamber efendimiz namazda rükûdan kalkarken "semiallahü limen hamideh" okuduklarında, ön safta bulunan Hz. Muâviye "Rabbenâ lekelhamd" derdi. Bunu söylemek bütün müslümanlara sünnet olarak kaldı. Hz. Muâviye Huneyn gazâsında Resûlullah'ın önünde babası ile birlikte kahramanca çarpıştı. Tebük gazvesine katıldı. Vedâ Haccında bulundu. Ömrünün son günlerinde okuduğu bir hutbede şunları söyledi: "Ey insanlar! Başınızda çok kaldım. Sizi usandırdım. Ben de sizden usandım. Artık ayrılmak istiyorum. Siz de benden ayrılmak ister oldunuz. Fakat size benden daha iyisi gelmez. Nitekim benden evvel gelenler, benden daha iyi idiler. Kim Allahü teâlâya kavuşmak isterse, Allahü teâlâ da ona kavuşmak ister. Yâ Rab! Sana kavuşmak istiyorum, sana kavuşmamı nasib eyle! Beni mübârek ve mes'ud eyle!" Hastalığı arttığında "Resûlullah bana bir gömlek giydirmişti. O mübârek gömleği bugüne kadar sakladım. Bir gün kesteği tırnakları da bu şişe içine koyup saklamıştım. Vefat ettiğim zaman o gömleği bana giydiriniz. O tırnakları da mezarıma koyunuz. Belki onların hürmetine cenâb-ı Hak beni affeder" dedi. Sonra da "Ben öldükten sonra cömertlik ve ihsan da kalmaz, çok kimselerin gelirleri kesilir. İsteyenler eli boş döner. Keşke Zî Tûva denilen köyde bir Kureyşli olsaydım da emirlik, hâkimlik ile uğraşmasaydım" diyerek 680 senesinin Receb ayında Şam'da hayata gözlerini yumdu.

UYARI: Küfür, hakaret, bir grup, ırk ya da kişiyi aşağılayan imalar içeren, inançlara saldıran yorumlar onaylanmamaktır. Türkçe imla kurallarına dikkat edilmeyen, büyük harflerle yazılan metinler dikkate alınmamaktadır.