Dünyalıktan bir şey hoşuna gittiği vakit, insan, hemen ondan ayrılacağını hâtırlamalıdır. Bir gün İbn Mutî evine baktı ve evi hoşuna gitti. Sonra: "Vallahi, ölüm olmasa seninle sevinir ve eğer dar olan mezara girmeyecek olsam, dünyalıktan hoşlanırdım. Fakat şimdi bunların hepsi boş şeylerdir" diyerek yüksek sesle ağlamağa başladı. Zavallı insanın önünde karşılaşacağı zorluklar, güçlükler ve azabdan hiçbiri olmayıp yalnız ölüm acısı olsa bile gecesini gündüzüne katıp düşünmeğe ve onun için hazırlanmağa yeterdi. Aynı zamanda her an onunla karşı karşıyadır. Nitekim Hakîm'in biri: "Şu anda başkasını yakalıyan sıkıntıların sana ne zaman geleceğini bilemezsin" demiştir. Hz. Lokman oğluna: "Oğlum, bu bir hükümdür ki sana gelecek, fakat ne zaman eleceğini bilemiyorsun. O seni yakalamadan sen ona hâzırlan" demiştir. Ne kadar şaşılır ki, bir insan en mükemmel bir zevk ve safâda iken, bir görevlinin yakında oraya gelerek kendisini döveceğini bilirse, o zevk ve safâ ona zehir olup ondan zevk alamaz hâle gelirken, her an ölüm meleğinin geleceğini bildiği hâlde buna üzülmez ve bundan gaflet eder. Şübhesiz bunun sebebi, cehâlet ve aldanmadır. Şunu da iyi bilmelidir ki, ölüm acısının şiddetini, onu tadandan başka kimse bilemez. Ölüm acısı tatmayan, onu diğer acılara kıyâs ederek ve başkasının ölüm ânında çektiklerini görerek anlamağa çalışır. Şüphesiz ruhsuz olan bir âza acı duymaz. Acıyı ve sancıyı duyan ruhtur. Bir âzaya yara veya yangın gibi bir ârıza isâbet ettiği vakit, hemen ruha haber verir ve ona sirâyet eder. Ruha sirâyeti nisbetinde ruh bundan üzüntü duyar ve acınır. Hâlbuki acı, ete, kana ve diğer parçalara dağılır da ruha az bir şey sirâyet eder. Fakat acılar, böyle cismi değil de doğrudan doğruya ruhu ilgilendiren bir acıdır. O, ruhun bütün parçalarına sirâyet eder. Bedenin her köşesine yayılmış olan ruha hulûl eder, var sancısını kıyâs et. Ayağına bir diken batacak olsa acısı yalnız aradaki ruha sirâyet eder ve o nisbette acır. Fakat yangın öyle değildir. Yangın bedenin her tarafına sirâyet eder ve oralara dağılmış olan bütün ruh, bu acıyı duyar. Bunun için diğer yaralarda sancıyan yalnız yarayı alan yer, yangında ise bütün bedendir. Can çıkmanın acısı ise bütün rûha sirayet eder.