Allah dostları mal ve diğer dünya nimetlerinden yana selâmeti tercih ederlerdi. Gönüllerinin ve ellerinin dünyalıklardan boşalmış olmasını isterlerdi. Ellerinin böyle boş ve selâmette olmasını, mal yığmağa ve bunu Allah yolunda harcamaya tercih ederlerdi. Böyle yapmalarının sebebi, elde edilecek olan malın hakkını vermekten korkmaları idi. Hatta onlar, fakir ve yoksullara dağıtıvermeleri için kendilerine gönderilen mal ve paraları da geri çevirirler ve: "Bu malı toplayan adam, dağıtımına daha lâyıktır." derlerdi. İbrahim bin Ethem hazretleri buyurdu ki: "Allahın o âbid ve zâhit kulları ile sizin aranızda çok fark var! Onlar, dünya kendilerine teveccüh etmişken ondan kaçtılar! Size gelince.. Dünya size arka çevirdiği halde, siz onun peşine düşmüş gidiyorsunuz!" Şiddet ve sıkıntıları nimet ve rahata tercih ederlerdi. Allah kendilerinden razı olsun, onlar, şiddet ve sıkıntıları, nimet ve rahata tercih ederlerdi. Allah'a olan teveccühlerinin devamlı oluşu da bundandı. Allahı seven, kulu Allaha yaklaştıran şeyleri de sever. Vehb bin Münebbih hazretleri buyurdu ki: "Belâyı nimet, rahatı musibet saymayan bir kimse, fakîh değildir!" Hasan Basrî hazretleri buyurdu ki: "Allah bir kuluna dünyalık hakkında genişlik verir de o kul bunun, kendisi hakkında bir mekr olmasından korkmazsa, Hak teâlânın mekrinden korkmamış olur." Rabi' bin Enes hazretleri buyurdu ki: "Sivrisinek, aç olduğu müddetçe yaşar. Doyduğu zaman şişer ve semirir, semirince de ölür! İşte âdemoğlu da bunun gibi, şişip semirdiği zaman kalbi ölür!" Allah adamları, dünya kalblerinden çevririlip uzaklaştırıldığı zaman, kalblerinde derin bir rahatlık ve genişlik duyarlardı. Çünkü onlar Allahı ve Resulünü severlerdi. Allahı ve Resulünü seven ise, kendisini ibâdetin kemâlinden alıkoyan dünyayı kerih görür İşte bunun içindir ki onların en şerefli ahlâkından biri de, dünya kendilerine gülüp teveccüh ettiği zaman kalblerinde bir sıkıntı ve kasvet hasıl olması idi. Abdulah bin Mes'ûd hazretleri buyurdu ki: "İleride öyle zamanlar gelecek ki, mü'min, çok zelîl olacak. Mü'minin hayatı, adetâ sirke içinde yaşayan sinek kurdunun yaşayışı gibi olacak!"